Uzmanlara
göre; biten bir aşkın ardından yeni bir ilişkiye başlamadan önce;
gelişmek gerekiyor. Ancak bu sayede ilk hataları tekrarlamamak mümkün
oluyor.
Biten bir ilişkinin ardından yeni bir ilişkiyi risk olarak görenlerin
sayısı bir hayli fazla. Ama bu endişe, yine de çoğu zaman teselliyi bir
başka insanda aramaya engel olamıyor. Peki, böyle bir ilişki ne kadar
doğru? Çağlayan Florence Nightingale Hastanesi Psikiyatri Bölümü
Başkanı Doç. Dr. Tarık Yılmaz insanların yeni bir ilişkiye başlamadan
önce mutlaka içlerinde özeleştirilerini yapmaları

gerektiğini belirtiyor. Psikiyatrist Doç. Dr. Yılmaz'a göre, mutluluğun yolu, 'değişmek' ve 'gelişmek' ten geçiyor.
İnsanlar biten bir ilişkinin ardından yeni bir ilişki için endişe duyuyorlar. Bu gibi durumlarda nasıl düşünülmeli?
İnsanlar ya terk ediyorlar ya da terk ediliyorlar. Eğer terk edilirlerse, o partner ile ilgili bir hayal kırıklığı,
acı, öfke yaşanıyor. Partnerden yola çıkılarak, 'erkekler böyledir' ya da
'kadınlar böyledir' diye genelleme yapılabiliyor. Bu da tabii bir sonraki
ilişkiyi olumsuz etkiliyor. Genel olarak, karşı cinsle ilgili bir tür
güvensizlik, öfke ya da uzak durma eğilimi olabiliyor. Bir başka yaklaşım ise,
yalnızlık korkusu olabiliyor. Bu insanların kendilerine güvenleri azalıyor ya da
endişeli, kaygılı olabiliyorlar. Bu gruptaki risk; çok çabuk, bir şekilde
önlerine gelen ilk kişiyle bir ilişkiye başlamak. Kendilerine hiç de uygun
olmayan ama ruhlarını okşayacak bir partner tercih edebiliyorlar. Partnerin
sevecen, güvenilir, dengeli olması lazım. Ama ayrılan insanlar çok çabuk bir
ilişkiye başladıklarında, eski ilişkilerinin kriterlerini baz alıyorlar. Yani
eski partner, güvenilmezse, güvenilir olduğunu düşündükleri ilk kişi ile
birlikte oluyorlar. Oysa biz bunu önermiyoruz. Bir insan çok güvenilir
olabiliyor ama sevecen olamayabiliyor.
İkinci ilişkide ilk ilişkideki hataları tekrarlamamak mümkün mü?
Genellikle ilişkide ortaya çıkan sorunlar, her iki tarafın da çeşitli oranlarda
katkılarıyla ortaya çıkıyor. Kişinin o ilişkinin iyi gitmemesine, kötü gidişine
kendi katkısını fark etmesi çok önemli. İlişkinin gidişatıyla ilgili sorunlar
ortaya çıktığı zaman nasıl çözmeye çalıştıkları, kaçma eğiliminde olup
olmadıkları da çok önemli. Kişi eğer bu sorunlara kendi katkısını görmezse, o
zaman aynı sorunlu davranışları bir sonraki ilişkiye taşıyor. Genellikle
erkeklerdeki sorun, kendilerini partnerlerinin yerine koymuyor, empati
kuramıyorlar. Kadın olduğunu çoğunlukla unutup, erkek arkadaşlarıyla kavga eder
gibi ediyorlar. Kadının dünyasını duygularını ve bakış açısını kafalarında
canlandıramıyorlar. Erkek sert konuştuğunda, kadına onu sevmediği mesajları
gidiyor. Ve bu da kadını çok yaralıyor. Kadın ise, kendi isteklerinin onu ifade
etmeden karşılanmasını istiyor. 'Söylendikten sonra kıymeti yok' anlayışı
ilişkileri tehdit eder. Kadın erkekten zihnini okumasını bekliyor ama erkek bunu
yapamayabilir, kadının ifade etmesi gerek. İnsanlar, iyi bir ilişkide karşılıklı
olarak isteklerini dile getirebilmeli. Bir de partnerlerinin istek ve
ihtiyaçlarını yerine getirirken, bunu partnerlerinin istediği tarzda yapmayı
başarmalılar.
Sağlıklı bir ilişki nasıldır?
Sağlıklı bir ilişkinin ilk prensibi, bizim düşündüğümüz tarzda sağlıklı bir
ilişkinin olmadığını kabul etmekle başlıyor. Sorunsuz ilişkiler sadece filmlerde
var. Ortaya çıkan sorunları birlikte başarmaya hazır olmak, bunun için
fedakârlık yapmak gerek. Değişimin olmadığı bir ilişki düşünmek mümkün değil.
'Ben böyleyim, buna uyacaksın' demek aslında bir ilişkiyi yetersiz olmaya mahkum
etmekten başka bir şey değildir.
İlişkide dürüstlüğün dozu ne olmalı?
İnsanların yaşamlarında 'mutlak dürüstlük' zaten yok. Böyle bir dünya yok. Belki
şunu ayırmak lazım: Karşısındaki insanı kandırmaya, aldatmaya yönelik olarak,
aslında söylenebilecek bir şeyi, kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılayarak,
söylememek. Yani kendisine bir avantaj yaratmak... Dürüst olmamak ile aldatmayı
birbirinden ayırmamız gerekir. Arkasındaki niyete bakmak gerekir. 'Ona asla
güvenemem' yaklaşımında, nasıl şartlarda, nasıl yalan söylenmiş, test etmek
lazım karar vermeden önce. Bir de karşımızdaki insan dürüst olamadıysa, bunda
bizim payımız ne, ona da bakmalıyız. Bazı partnerlerin hiç toleransları yoktur.
Sınırların çok dar olduğu bir noktada karşınızdaki insanın dürüst olmamasını,
aslında siz planlamış olursunuz. Aldatma ile dürüstlüğü, birbirinden ayırmak
gerekiyor. Eğer partnerinizi aldatıyorsanız, ya da o sizi aldatıyorsa, hiç
şansınız yok demektir. Kendinizi, karşınızdaki insanı ve ilişkiyi gözden
geçirmelisiniz. İyi gitmeyen bir ilişkiden sonra, 'neden iyi gitmedi' diye de
bakmak gerekir.