Bayan TV kanallar

Bayan TV

  • Anne ve Bebek
    Bakım
    Güzellik
    Dizi filmler
    Bayan sanatcılar
    Müzik videoları
    Dizi filmler
    Sağlık

« Önceki |

21/3/2008

Kadın ilişkiye erkek hazza odaklı

Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD), “Kadın Cinselliği” üzerine bir dosya hazırladı.

Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD), “Kadın Cinselliği” üzerine bir dosya hazırladı. Cinsellik ve cinsel haz bir insan hakkıdır, kadın cinselliği nasıl, ne zaman ve kiminle yaşayacağına, ne zaman anne olacağına karar verebilmeli” denilen dosyada, kadınların evlilik hayatına bilgisiz ve deneyimsiz olarak adım attıklarına dikkat çekiliyor.“KADIN BEDENİNİ ONA

BAKANLARIN GÖZÜYLE GÖRÜYOR”
Araştırmalar, kadınların kendi bedenlerinin üremeyle ilişkin fonksiyonlarını bile bilmediklerini ortaya koyuyor. Kadınların adet, hamilelik, doğum ve bu süreçlerde cinsel yakınlaşmaların sonuçları üzerinde çok az bilgiye sahip olduklarını söyleyen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel, “Kadınlar bedenlerine yabancı. Kadınların kendi bedenleri ile ilişkileri erkeklerden çok daha zayıf ve olumsuz. Yetişme ve gelişme çağındaki “ortalama bir kız çocuğu” bedenini ona bakanların gözü ile görmeye şartlanıyor. Çoğu kadın bir ömür boyu bedeninden nasıl haz alabileceğini keşfetmeden yaşıyor, büyüyor, çocuk doğuruyor ve yaşlanıyor” dedi.

“KENDİLERİNİ CİNSEL HAZZA ADAY GÖRMÜYORLAR”
Dosyada kadınlar açısından cinselliğin bazen hoş, keyifli, romantik sıcak bir yakınlaşma bazen bir zorunluluk dolayısıyla çekince ve tiksinti kaynağı olarak yaşandığına dikkat çekiliyor ve “Konu cinsel hazza gelince, kadınların bilgileri daha da azalıyor. Kendini cinsel hazza aday görmeyen birinin bilgi araması da söz konusu olamıyor, kadınlar ilişkiye, erkekler ise hazza odaklı yaşıyor, kadınların odaklandıkları nokta haz değil, içinde bulundukları ilişki. Çünkü aile ve toplum tarafından bu duruma koşullandırılarak yetiştiriliyorlar” deniyor. 

23/7/2007

Aşk bitince ne olacak

Uzmanlara göre; biten bir aşkın ardından yeni bir ilişkiye başlamadan önce; gelişmek gerekiyor. Ancak bu sayede ilk hataları tekrarlamamak mümkün oluyor. Biten bir ilişkinin ardından yeni bir ilişkiyi risk olarak görenlerin sayısı bir hayli fazla. Ama bu endişe, yine de çoğu zaman teselliyi bir başka insanda aramaya engel olamıyor. Peki, böyle bir ilişki ne kadar doğru? Çağlayan Florence Nightingale Hastanesi Psikiyatri Bölümü Başkanı Doç. Dr. Tarık Yılmaz insanların yeni bir ilişkiye başlamadan önce mutlaka içlerinde özeleştirilerini yapmaları

gerektiğini belirtiyor. Psikiyatrist Doç. Dr. Yılmaz'a göre, mutluluğun yolu, 'değişmek' ve 'gelişmek' ten geçiyor. İnsanlar biten bir ilişkinin ardından yeni bir ilişki için endişe duyuyorlar. Bu gibi durumlarda nasıl düşünülmeli? İnsanlar ya terk ediyorlar ya da terk ediliyorlar. Eğer terk edilirlerse, o partner ile ilgili bir hayal kırıklığı, acı, öfke yaşanıyor. Partnerden yola çıkılarak, 'erkekler böyledir' ya da 'kadınlar böyledir' diye genelleme yapılabiliyor. Bu da tabii bir sonraki ilişkiyi olumsuz etkiliyor. Genel olarak, karşı cinsle ilgili bir tür güvensizlik, öfke ya da uzak durma eğilimi olabiliyor. Bir başka yaklaşım ise, yalnızlık korkusu olabiliyor. Bu insanların kendilerine güvenleri azalıyor ya da endişeli, kaygılı olabiliyorlar. Bu gruptaki risk; çok çabuk, bir şekilde önlerine gelen ilk kişiyle bir ilişkiye başlamak. Kendilerine hiç de uygun olmayan ama ruhlarını okşayacak bir partner tercih edebiliyorlar. Partnerin sevecen, güvenilir, dengeli olması lazım. Ama ayrılan insanlar çok çabuk bir ilişkiye başladıklarında, eski ilişkilerinin kriterlerini baz alıyorlar. Yani eski partner, güvenilmezse, güvenilir olduğunu düşündükleri ilk kişi ile birlikte oluyorlar. Oysa biz bunu önermiyoruz. Bir insan çok güvenilir olabiliyor ama sevecen olamayabiliyor. İkinci ilişkide ilk ilişkideki hataları tekrarlamamak mümkün mü? Genellikle ilişkide ortaya çıkan sorunlar, her iki tarafın da çeşitli oranlarda katkılarıyla ortaya çıkıyor. Kişinin o ilişkinin iyi gitmemesine, kötü gidişine kendi katkısını fark etmesi çok önemli. İlişkinin gidişatıyla ilgili sorunlar ortaya çıktığı zaman nasıl çözmeye çalıştıkları, kaçma eğiliminde olup olmadıkları da çok önemli. Kişi eğer bu sorunlara kendi katkısını görmezse, o zaman aynı sorunlu davranışları bir sonraki ilişkiye taşıyor. Genellikle erkeklerdeki sorun, kendilerini partnerlerinin yerine koymuyor, empati kuramıyorlar. Kadın olduğunu çoğunlukla unutup, erkek arkadaşlarıyla kavga eder gibi ediyorlar. Kadının dünyasını duygularını ve bakış açısını kafalarında canlandıramıyorlar. Erkek sert konuştuğunda, kadına onu sevmediği mesajları gidiyor. Ve bu da kadını çok yaralıyor. Kadın ise, kendi isteklerinin onu ifade etmeden karşılanmasını istiyor. 'Söylendikten sonra kıymeti yok' anlayışı ilişkileri tehdit eder. Kadın erkekten zihnini okumasını bekliyor ama erkek bunu yapamayabilir, kadının ifade etmesi gerek. İnsanlar, iyi bir ilişkide karşılıklı olarak isteklerini dile getirebilmeli. Bir de partnerlerinin istek ve ihtiyaçlarını yerine getirirken, bunu partnerlerinin istediği tarzda yapmayı başarmalılar.

Sağlıklı bir ilişki nasıldır?
Sağlıklı bir ilişkinin ilk prensibi, bizim düşündüğümüz tarzda sağlıklı bir ilişkinin olmadığını kabul etmekle başlıyor. Sorunsuz ilişkiler sadece filmlerde var. Ortaya çıkan sorunları birlikte başarmaya hazır olmak, bunun için fedakârlık yapmak gerek. Değişimin olmadığı bir ilişki düşünmek mümkün değil. 'Ben böyleyim, buna uyacaksın' demek aslında bir ilişkiyi yetersiz olmaya mahkum etmekten başka bir şey değildir.

İlişkide dürüstlüğün dozu ne olmalı?
İnsanların yaşamlarında 'mutlak dürüstlük' zaten yok. Böyle bir dünya yok. Belki şunu ayırmak lazım: Karşısındaki insanı kandırmaya, aldatmaya yönelik olarak, aslında söylenebilecek bir şeyi, kendi istek ve ihtiyaçlarını karşılayarak, söylememek. Yani kendisine bir avantaj yaratmak... Dürüst olmamak ile aldatmayı birbirinden ayırmamız gerekir. Arkasındaki niyete bakmak gerekir. 'Ona asla güvenemem' yaklaşımında, nasıl şartlarda, nasıl yalan söylenmiş, test etmek lazım karar vermeden önce. Bir de karşımızdaki insan dürüst olamadıysa, bunda bizim payımız ne, ona da bakmalıyız. Bazı partnerlerin hiç toleransları yoktur. Sınırların çok dar olduğu bir noktada karşınızdaki insanın dürüst olmamasını, aslında siz planlamış olursunuz. Aldatma ile dürüstlüğü, birbirinden ayırmak gerekiyor. Eğer partnerinizi aldatıyorsanız, ya da o sizi aldatıyorsa, hiç şansınız yok demektir. Kendinizi, karşınızdaki insanı ve ilişkiyi gözden geçirmelisiniz. İyi gitmeyen bir ilişkiden sonra, 'neden iyi gitmedi' diye de bakmak gerekir.

4/7/2007

Paris'e siyah saç yakışmadı

Hapishaneden çıktıktan sonra kendine yeni bir imaj yapmak isteyen Paris Hilton, Miami'ye tatile giderken siyah peruk taktı ama bu hali hiç beğenilmedi.


The Sun sitesinin okur yorumlarına göre, Paris Hilton kesinlikle sarışın olmalı. Siyah saçın kendisini daha yaşlı ve sıradan gösterdiğini belirten okurlar, Paris'e "Eski haline dön" çağrısında bulundular.
(Hürriyet)

5/6/2007

Genelev için iki bin kadın sırada

Ahu Tuğba, genelevde dinlediği hayat hikáyelerinden sonra uykularının kaçtığını söyledi.


Ahu Tuğba: Genelev için iki bin kadın sırada Ünlü genelev patroniçesi Matild Manukyan’ın hayatını anlatan bir dizide rol alan Ahu Tuğba, gördükleri karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. 80’lerin seks sembolü olan Tuğba, genelevde dinlediği hayat hikáyelerinden sonra uykularının kaçtığını söyledi.

TÜRK sinemasında 80’li yılların seks sembollerinden biri olan Ahu Tuğba, ünlü genelev işletmecisi Matild Manukyan’ın yaşamını konu alan bir dizinin çekimleri için İstanbul’da genelev dolaştı. Filmlerinde birçok kez fahişe ve uyuşturucu bağımlısı kadın karakterini canlandıran Tuğba, aralarında evlilerin de bulunduğu iki bin kadar kadının fahişelik yapmak için sırada beklediğini söyledi. Tuğba, kendisini en çok etkileyen hikáyenin ise geneleve 12 yaşında bırakılmış ve tam 48 yıldır burada çalışan bir kadının öyküsü olduğunu söyledi. Genelevde dinlediği hayat hikáyelerinden sonra uykularının kaçtığını söyleyen Ahu Tuğba, "Bu diziyi ailelere ibret olsun diye yapıyoruz" dedi. Genelevde 60-70 yaşında birçok kadının çalıştığını da gördüğünü söyleyen Tuğba, "Sanırım hap vererek kadınları çalıştırıyorlar" dedi. Flash TV’de yayınlanacak olan "Meçhule Gidenler" isimli dizide Tuğba’ya daha önce birçok filmde beraber rol aldığı Nuri Alço eşlik ediyor.

Türkiye’de 100 bin seks işçisi var

Avrupa Birliği tarafından finansa edilen Sağlık Bakanlığı Türkiye Üreme Programı ve CETAD tarafından desteklenen ’Cinsel Sağlık-Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk Projesi’nin yedinci toplantısı Diyarbakır’da gerçekleştirildi. Toplantıda ’seks ticareti’ dosyası açılırken, ilginç veriler ortaya çıktı. CİNSEL Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) Türkiye’de 56 genelevde üç bin seks işçisinin çalıştığını, bu sayının kayıt dışı rakamlarla 100 bin kişiye ulaştığını açıkladı.

19/5/2007

Ünlü model : "Kocam olurmusun?" diyor.


Ünlü model TV şovunda eş seçecek!

İngiliz model Jodie Marsh’ın ‘evlenmek istiyorum’ çağrısını duyan TV yapımcıları hemen harekete geçti ve ‘sıradışı’ bir evlilik şovu için kolları sıvadı.
      Çılgın kıyafetleri ve hareketli gece yaşamıyla ünlü manken Marsh 30. doğumgününü kutlamadan önce dünyaevine girmek istediğini söyledi. Bunun üzerine harekete geçen MTV televizyonu yapımcıları Marsh için özel bir reality şov programı hazırladı. Ünlü model program konsepti çerçevesinde başvuran adaylar arasından hayatının aşkını seçecek.
      ‘Totally Jodie Marsh: Who Will Take Her Up the Aisle?’ adlı şov için hazırlıklarını sürdüren Marsh programın tanıtım kokteylinde dev bir düğün pastası maketinin üzerinde gazetecilere poz verdi.

13/5/2007

RUS KADINLAR NİYE BU KADAR GÜZEL?


Wall Street Journal gazetesinde yeralan bir makale, Rus kadınların niye güzel olduklarını şöyle açıklıyor... Wall Street Journal gazetesindeki bir makaleye göre komünist dönemde seks patlaması yaşandı. Güzel kadınlar daha çok ilişkiye girdi ve standart altı kadınlara oranla çok çocuk doğurdu. Böylece Rus ırkı güzelleşti. Wall Street Journall gazetesinin Rus yazarı Edvard Radzinsky tarafından kaleme alınan "Diğer Rus Devrimi" başlıklı yazıda, Rus kadınlarının neden güzel olduğu sorusuna yanıt arandı. İşte Radzinsky'nin analizi...

20'nci yüzyılın büyük bölümünde Rus kadınları savaşlar, baskı ve kıtlık altında yaşadı. Bu nedenle İskandinav, Kafkasya ve Asya ırklarının genetik özelliklerini barındıran, doğuştan gelen 'güzelliklerini' ön plana çıkaramadı. Ancak 70 yıllık komünist dönemde, dini ve ahlaki değerler devlet organı tarafından bastırılmıştı. Bu toplumda seks patlamasına yol açtı. Fiziksel açıdan güzel kadın ve erkeklerin cinsel ilişki için her zaman ilk tercih olduğunu göz önünde bulundurursak, bu kişilerin daha fazla ilişkiye girdiğini kabul etmemiz gerekiyor. Yani daha çok ilişkiye giren 'güzel kadınlar'ın dünyaya getirdikleri çocukların sayısı, fiziksel görünümü standartların altında kalan kadınlardan daha fazlaydı. Kısacası komünist dönemde Rus ırkı daha da 'güzelleşti'.


Kül kedileri gibiydiler


Fakat zorlu yaşam şartları nedeniyle Rus kadınlar, 'prenses olmayı bekleyen kül kedileri' gibiydi. Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov'un Rusya'yı serbest pazara açmasıyla birlikte, Rus kadınlarının toplum içindeki yeri kısa sürede değişti. Kapitalist sistemde 'başarılı' olmak için zekanın yanısıra fiziksel güzelliğin de rol oynadığını kolayca kavrayan Rus kadınları, görünümlerine daha çok önem
vermeye başladı. Böylece genetik yollardan edindikleri doğal güzelliklerini daha ön plana çıkardılar.

Perestroyka'nın ilk dönemlerinde iş hayatına atılan eğitimli Rus kadınları şimdi 30'lu yaşlarına geldi. Ve bu Rus güzelleri, kendi çocuklarını, yani 'kül kedilerini', prensese çevirmek için çaba harcıyor. Yabancı dil ve ağır eğitimin yanısıra çocuklarını fiziksel açıdan mükemmel olmalarını sağlamak için spora teşvik ediyorlar. Rus kızları henüz 3-4 yaşlarındayken tenis, cimnastik ve yüzme gibi sporlara başlıyor. Rus kadınlarının güzelliğini, dünyaya tanıtan ilk isimlerden biri tenisçi Anna Kournikova oldu. Kournikova ile kalpleri fetheden Rus güzelleri, şimdi de Maria Sharapova ile tüm dünyayı kendilerine hayran bırakıyor.