Bayan TV kanallar

Bayan TV

  • Anne ve Bebek
    Bakım
    Güzellik
    Dizi filmler
    Bayan sanatcılar
    Müzik videoları
    Dizi filmler
    Sağlık

« Önceki |

5/12/2009

Şifalı Bitkiler : Adaçayının faydaları.

Birçok hastalığın önlenmesi ve tedavi sürecinde iyi gelen adaçayı, doktor tavsiyesi ve önerisine göre kullanıldığında iyi sonuçlar elde edilebiliyor.


Çayır ve meralarda bulunan adaçayı (Salvia officinalis), dişotu ve meryemiye adları ile de tanınıyor. 30-70 cm boyunda olan bitkinin menekşe renkli çiçekleri halka dizilişli, karşılıklı olan beyaz keçeli yaprakları gümüş gibi parıldıyor ve acımtırak, ıtırlı bir koku yayıyor. 

Adaçayı, çok eski çağlarda da şifalı bir bitki olarak biliniyor. 13. asırda "Eğer dikmişsen adaçayını bahçeye, ne gerek var ölmeye" şeklinde sözlerle şifaları anlatılmaya çalışılan adaçayı, sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendiriyor, kalp krizi tehlikesini azaltıyor ve kötürümlüklerde çok yararlı olduğu biliniyor.

Gece terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin yanı sıra yardımcı olabilecek tek bitki olarak gösteriliyor.

Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde başarıyla kullanılabiliyor.

Kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde kullanılabiliyor.

Adaçayının karaciğerde de çok olumlu etkiler oluşturduğu bilinirken, oluşan tüm rahatsızlıkları gidererek, gazları yok ediyor.

Kan temizleyici etkisi bulunan adaçayı, solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizliyor, iştah açıyor.

Adaçayı, mideyi ve bağırsakları rahatlatıp gazların dışkılanmasını sağlıyor.

Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok rahatlatıcı etki gösteriyor

Böcek sokmalarında, sokulan bölgeye adaçayı yaprağının tozu uygulanabiliyor.

Adaçayı dıştan uygulandığında (çalkalama ve gargara), bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu iltihaplanmalarında veya ülserlerinde özellikle öneriliyor.

Adaçayı, sallanan dişlere, dişeti çekilmesine ve kanamasına karşı da kullanılabiliyor

Bitki çayına batırılan pamuğun hasta bölgelere uygulanması uygun görülüyor. Sinirli ve yorgun olan kişilere arada sırada adaçayı oturma banyoları tavsiye ediliyor.

Zayıf ve güçsüz çocuklara balla tatlandırılarak içirilebiliyor.

Adaçayının aşırı kullanımında kan basıncı (tansiyon) yükselebiliyor.

5/12/2009

Bayanlar güzellikle ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar!

Güzellikle ilgili buna benzer doğru bildiğiniz yanlışları Foxnews'te yer alan haberi okuyarak öğrenebilirsiniz:


İşte doğru bildiğiniz 8 güzellik efsanesi:

1.Efsane: Koruyucu faktörü yüksek olan güneş kremleri daha iyidir.

Gerçek: Yüksek faktörlü güneş kremlerinin size daha yüksek seviyede koruma sağlamasına rağmen, Amerikan Kanser Derneği, 30 faktör ile 50 faktör arasındaki koruma farklılığının çok az olduğunu belirtiyor. Koruma faktörü seviyesine odaklanmak yerine, en az 2 saatte bir bol miktarda krem (15 faktör ve üzeri) sürerek zararlı ışınlarla mücadele edebilirsiniz.

2. Efsane: Dişmacunu akneleri temizliyor.

Gerçek: Diş macunu sadece dişler içindir. Cildinize diş macunu sürmek, cildi kurutup tahriş edebilir. Aknelerden kaçınmanın en iyi yolu, yüzünüzü her zaman temiz tutmaktır. Eğer tıbbi tedaviye ihtiyacınız varsa, dermatoloğa danışmanız daha iyi olur.

3.Efsane: Nemlendirici herkes için değildir.

Gerçek: Dermatologlar, herkesin cildini günde iki kez nemlendirmesini öneriyorlar. Yağlı cilde sahip olan birçok insan cilt bakımını yaparken nemlendirme aşaması es geçmeyi düşünüyor. Ancak, nemlendirme tüm cilt tiplerinde kritik rol oynuyor. Cildinize uygun bir losyon seçin. Uzmanlar, yağlı cilde sahip insanların su bazlı nemlendiricileri tercih etmelerini öneriyorlar.

4.Efsane: Limon suyu saç renginizi açar

Gerçek: Bu yöntem güneş ışığına maruz kalmayla birleştirildiği zaman saç renginizi açabilir. Fakat, aynı zamanda saçınızı kurutur ve ona zarar verir. En uygun sonuç için profesyonel bir saç bakım uzmanıyla konuşabilirsiniz.

5. Efsane: Kahve, sizin için kötüdür

Gerçek: Negatif şöhretine rağmen, kahvenin sağlğınız için kötü olduğunu destekleyen yeterli kanıt bulunmuyor. Gerçekte, araştırmalar ölçülü bir şekilde kahve içmenin sağlık için bazı yararları olabildiğini gösteriyor. Mayo Clinic'teki bir uzman günde 2-3 fincan kahvenin iyi olduğunu, ancak 4-5 fincan içmenin ise başınızı döndüreceğini ve sizi endişeli yapacağını belirtiyor.

6. Efsane: Çikolata sivilce yapar

Gerçek: Kızarmış patates ve çikolata gibi bazı yiyecekler, bazı insanlarda sivilceleri daha da kötü yapabilir. Fakat, gerçekten bu gıdalar korkunç lekelerin nedeni değildir.

7. Efsane: Sadece şişman insanlarda selülit olur

Gerçek: Selülitiniz olması şişman olduğunuz anlamına gelmiyor. Selülit deri altında yağ doku hücrelerinin yapısındaki bazı değişiklikler nedeni ile yuvarlak yumrulu yapılar haline gelmesi ile oluşuyor. Selülit oluşumunda, yaş, cinsiyet, vücut yağı miktarı, yaşam tarzı ve kalıtım gibi faktörler de rol oynuyor.

8. Efsane: Solaryum cihazları, doğal güneş ışığından daha güvenlidir.

Gerçek: solaryum cihazları ve doğal güneş ışığı ultraviyole ışınlarını dışarır yayıyor ve cildin erken yaşlanmasını ve cilt kanseri oluşma riksini artırıyor. Gerçekte, solaryum cihazları doğal güneş ışığından daha tehlikeli. Çünkü, Mayo Clinic'e göre, cuhazlar esas olarak ultraviyole ışınlarını yayıyor ve bir çeşit cilt kanseri olan melanom gelişme riskini artırıyor.

Zaman-online

25/4/2009

Hamile iken uçmak bebeğe zarar verir mi?

Doktorların hamile yolcuları uyardığı sağlık risklerinden biri uçuş sırasında daha az olan kabin basıncı ve azalan oksijen seviyesidir.


Birçok doktor hastalarına fetüse ulaşan yetersiz oksijenin sebep olduğu düşük ihtimalini en aza indirgemek için basınçlı olmayan uçaklardaözellikle commuter uçuşlarda kullanılanlar yüksek irtifada uçmaktan kaçınmalarını tavsiye eder. Aslında hamileliğinde zorluk yaşayan ve yine de uçmak zorunda olan yolculara ilave oksijen verilir. Sağlıkla ilgili diğer bir endişe de hamile kadınların yüksek irtifa uçuşlarda kozmik radyasyona maruz kaldığında fetüsün riske girmesidir.

Bu nadiren yolculuk yapan biri için minimal bir risk oluştururken, pilotlar ve uçak personeli gibi sık uçan insanlar daha yoğun radyasyon seviyesine maruz kalır. Bazı uzmanlar fetüsün uçuş radyasyonuna maruz kalması doğuştan olan özre ve çocuk kanseri riskinin artmasına sebep olabilir.

İddiaya Karşı olan Kanıtlar

Birçok doktor ve havacılık sağlık uzmanları ticari hava yolculuğunun hamile kadınlar ve fetüs için özel bir risk oluşturmadığını iddia ediyor. Sık sık uçakla seyahat edenlerde ve uçak personelindeki düşük olayının genel nüfustan daha fazla olduğuna dair bir kanıt olmadığını söylüyor.

Ayrıca, araştırmalar hamile kadınların 15-20'sinin mesleği ne olursa olsun hamileliğin ilk zamanlarında kendiliğinden çocuğu düşürdüğünü gösteriyor. Birçok uzman uçuşların uzunluğu ve sıklığı kadar radyasyona maruz kalma seviyesinin riski tayin etmede belirleyici bir faktör olduğu konusunda hemfikirdir.

Gerçekte birçok sağlık uzmanı ticari uçuşlarda radyasyona maruz kalmanın çok az olduğunu ve fetüse zarar verme dozunun oldukça altında olduğunu söylüyor. Sonuç Kolay ve risksiz hamilelik sırasında çok sık olmayan uçuşun özellikle iyi basınçlı kabinlerde yapılan daha uzun yolculuklarda anne ve fetüs için zararlı olduğuna dair iddiayı desteklemek için yeterli kanıt yoktur.

Bununla birlikte, önemli sağlık problemleri olan ve çok riskli hamileliği olduğu düşünülen kadınlar kesinlikle gerekli olmadığı sürece uçakla seyahat etmekten kaçınmalıdır. Bütün hamile kadınlar bir hava yolculuğu planlamadan önce doktorlarına danışmalıdır. Tabi ki birçok doktor mantık olarak hamileliğin son aylarında hamile hastalarına uçak seyahati yapmamalarını önerir çünkü 35,000 feet doğum yapmak için ideal bir yer değildir.

Daha büyük bir risk oluşturabilecek diğer önemli faktör de özellikle seyahat yurt dışına yapılıyorsa uçuşun kendisinden çok varılacak yerdir. Haberler neredeyse her gün uçmak zorunda olan uçuş personeli için daha az güven vericidir. Amerika Federal Havacılık İdaresiThe US Federal Aviation Administration FAA bu yüzden hamile olan uçuş personeline uçuş programlarını bırakmalarını tavsiye eder.

21/3/2008

Bayanlar 60 saniyede moral depolama metodu

Bu altın kurallarla hayattan daha çok zevk alacaksınız...


Sabahları paldır küldür yataktan fırlayıp kendimize bir merhaba bile demeden strese günaydın dememiz hiç kimsenin suçu değil. Yazar ve kişisel gelişim uzmanı Patricia Muradi "Ne kadar güçlü, kendimizden emin olursak olalım nihayetinde insanız!" diyor ve soruyor "Kendinizi motive etmek için 60 saniyeniz de mi yok?.

"Doğamız gereği de kabul görmeye, beğenilmeye, motive edilmeye ihtiyaç duyarız diyen Patricia Muradi "Büyük ya da küçük, kadın veya erkek hepimiz takdir görmek için yaşar, hatta bunun biz dünyayı terk ettikten sonra da devam etmesi için elimizden geleni yaparız. Bunun da ayıp bir yanı yok" görüşünde. Hayat koşulları çoğumuza ortak problemleri getiriyor.

PANİKTEN UZAK DURUN

Sabahları paldır küldür kendimizi yataktan dışarı zor atıp, öz bakımımızı yapıp sürüne sürüne giyindikten sonra bir acele işimize veya günlük koşuşturmalarımıza yetişmeye çalışırız. Hele büyük bir şehirde yaşıyorsak, zamanımızın önemli bir bölümünün yolda geçmesi riski olduğundan kimi zaman panik halde günü yakalamaya çalışıyoruz. Bu arada kendimizi unutuyor, makyaj yapmak ya da tıraş olmak gerekmiyorsa aynaya bile bakmaya gerek görmeyebiliyoruz.

BEYAZ ATLI TAKDİR PRENSİ

"Aceleniz var, kabul ediyorum zamanınız kısıtlı nihayetinde Mars'ta ikamet etmediğimizden hemen hepimiz zaman ile yarışmanın ne kadar güç, aynı zamanda ne denli yorucu ve yıpratıcı olduğunun bilincindeyiz. Ama kendinizi motive etmek adına harcayacak 60 saniyeniz de mi yok?" diye soruyor Yazar Muradi ve ekliyor "İnsanız ve takdir edilmek isteriz.

Pekala, o gün etrafımızdaki herkes kendi işleriyle meşgulse ve bizi onaylayacak tek bir cümle duymak şansımız yoksa ne olacak? Gün boyunca 'Beyaz atlı takdir prensi'nin bir şekilde bize ulaşıp takdir etmesini mi bekleyeceğiz? Elbette bizim dışımızda kalan insanlardan takdir görmek muhteşem bir motivasyon kaynağıdır. Ancak dilerseniz gelin özellikle sabahları bu işi hiç kimselere bırakmadan kendimiz yaparak, güne güzel bir başlangıçla 'Merhaba' diyelim"

KENDİNİZE GÜNAYDIN DEYİN

Patricia Muradi, her sabah gözümüzü açtığımızda kendimize günaydın dememizin önemine değiniyor ve "Kendimize ismimizle hitap ederek, örneğin, 'Sevgili Ayşe, günaydın, bugün bol ışıklı ve güzel bir gün olsun senin için' dediğimizde zannederim buna kimsenin bir itirazı olmaz ve pek fazla da zamanımızı almaz. İnsanın kendi kendisine ismi ile seslenmesi başlarda belki biraz komik gelebilir ancak denendiğinde kendimizle iletişime geçtiğimiz ve kendimizi kabul ettiğimiz için mutlak bir fayda sağlayacaktır. Öte yandan kendimize değer verdiğimizde başkalarının ne kadar değerli olduğunu anlamamız daha kolay olacaktır" uyarısını yapıyor.

ŞIMARMAK HAKKINIZ

Merhaba faslından sonra yine kendimiz için önemli bir konu daha var sırada, kendimizi şımartmak. Acaba bugün canımız güne kahve ile mi başlamak ister, bir bardak bitki çayıyla mı, yoksa şöyle bir koca bardak süt veya çikolata mı? Genellikle süt veya bitki çayları daha sağlıklıdır, bu kesin; ancak karar size ait, konu da kendinizi şımartmak olduğundan tercihinizi siz yapacaksınız. İçeceğimizi de seçtikten sonra bu aşama da bitti. Söz yine Muradi'nin "Satırları okuyan bazı arkadaşların şöyle dediğini duyar gibi oluyorum:

"Ne kahvesi ne sütü, ben dişlerimi fırçalayıp kendimi evden dışarı zor atıyorum!" Vakti kısıtlı olanlara önerim, evlerinde kağıt bardak bulundurmaları. Evden çıkarken yanınıza yarım bardak kahve alıp hem yürüyüp hem de yudumlayalım.”

KENDİNİZİ BEĞENİN

Muradi'ye kulak verelim yine "Kendinizi bu ufak başarı ile güzel ve değerli bulduğunuzu sesli olarak ifade edin. Hoşunuza giden fiziki özelliğinizi seçerek kendinize bu konuyu vurgulayın. 'Saçların çok parlak' veya 'Bu yeni diş macunu dişlerini daha çok beyazlattı' gibi. Hiçbirimiz dünya güzeli veya kusursuz yakışıklı değiliz. Yola çıktığınızda, ağaçlara, çiçeklere bakmayı da ihmal etmeyin. Kendimize günaydın dememiz, bir içecek ikram edip tercih hakkı tanımamız veya ufak birkaç iltifat sözü söylememiz acaba 60 saniyeden fazla zamanımızı almış mıdır? Almamıştır diye düşünüyorum.”

AYNAYA BAKMA ZAMANI

Pamuk Prenses'in üvey annesi kötü ruhlu cadı bile aynaya bakıp kendisine iltifatlar yağdırarak kendisini motive ediyordu unutmayın! Sadece kendinize bakın. Kendinize iyi olan ve beğendiğiniz bir yönünüz için iltifat edin. Bugünkü iltifat sebebiniz, çocuklarla iyi iletişim kurmanız veya bir önceki gün başardığınıza inandığınız güzel bir iş olabilir.

Bugün

23/10/2007

Doğum sonrası Göğüs estetiği

Meme Göğüs Dikleştirme

Göğüs estetik ameliyatı: 
Özellikle doğum sonrasında süt verme nedeniyle büyüyen memelerde, süt devresinin bitmesinden sonra meme hacmi küçülür ve estetik görünümü bozulur. Bu küçülmeye genellikle deri uyum gösteremeyip bol kalınca meme ve meme başı aşağı doğru sarkma gösterir. Bazı hastalarda ise fazla miktarda kilo verme sonucunda meme dokusunun küçülmesi de aynı sonucu doğurabilir.   

 Meme dikleştirme ameliyatı hastanın kendi dokuları ile yapılır. Eğer meme dokusunda fazlalık varsa, meme gerektiği kadar küçültülebilir (Meme küçültme). Eğer meme dokusu hacim olarak yetersiz ise meme dikleştirme ameliyatı sırasında silikon meme protezi ile meme büyütme birlikte yapılabilir.
Obezite -aşırı şişmanlık-(özellikle ideal vücut ağırlığının %25’inden fazla ise) - Akciğer hastalıkları (örnek olarak astım), kardiyovasküler hastalıklar (örnek olarak anjina) - Tromboemboli hikayesi - Özellikle insüline bağımlı diyabet - Fazla sayıda sigara içilmesi - Meme kanseri için önceden verilen radyoterapi Fizik muayenede, medikal hikayede, ailevi hikayede meme kanseri şüphesi bulunması veya 40 yaşın üzerindeki hastalarda meme kanseri riski artmış hastalarda mamografi indikasyonu vardır.

Memedeki sarkma

çeşitli şekillerde sınıflanır. Genellikle sarkma meme başının, meme altı çizgisinin hizasına veya daha aşağısında bulunmasını ifade eder. Meme altı çizgisi hizasında veya yakınında ise 1. derece (hafif) sarkma adı verilir. Bu durumda meme halkasının üzerindeki deriden yarım ay şeklinde bir parça çıkarılarak meme halkası biraz daha yukarı alınabilir. Meme ucu, meme altı çizgisinden 1-3 cm aşağıda ise 2. derece (orta) sarkma mevcuttur.  Bu durumda meme ucu halkasının etrafından daha büyük bir deri parçası çıkarılır ve halka daha küçük çapta olan meme başı halkasına büzülerek dikilir. Bu durumda sadece meme başı halkası etrafında iz kalacak ancak halka etrafı birkaç ay torba ağzı şeklinde büzülmüş görünüm alacaktır. Bu görünüm 1-2 senede giderek azalır. Bu durum istenmezse, sayfanın aşağısında resimleri bulunan vertikal kısa skar metodu uygulanabilir. Bu metodda, halka etrafının büzülerek dikilmesi yerine, üstte oluşan deri açıklığının, meme halkasının altına kaydırılarak aşağı doğru uzanan dik bir iz kalmasını (vertikal kısa skar metodu) sağlar.

23/10/2007

Lazer ile Cilt Tedavileri ve Epilasyon

Lazer sistemi nedir?

Lazer, uyarılmış radyasyonun yoğunlaşmasıyla güçlendirilmiş bir ışık demetidir. Enerjisi ve verim aralığı ayarlanabilen bu ışık demeti, hedef dokuyu tedavi etmeye yönelik olarak kullanılır. 1963 yılından beri uygulanan dermatolojik lazerlerde sağlığa zararlı herhangi bir yan etkiye rastlanmadı. Lazer sisteminde kullanılan soğutucu sistem işlemin ağrısız gerçekleşmesini sağlıyor.

Yeni lazer sistemleri varislerden kılcal damar sorunlarına, cilt yenilemeden akne ve tüylenmeye kadar cilt sorunlarının tedavisinde mucizeler yaratıyor. Üstelik yan etkisi yok denecek kadar az…

Teknolojideki gelişmelere paralel olarak hayatımıza giren lazer sistemi, tıpta önemli hastalıkların tedavisinin yanı sıra, estetik ve güzellik amacıyla da yaygın olarak kullanılıyor. Lazer, hastalara daha kısa sürede ve daha etkin tedavi seçenekleri sunması dolayısıyla günümüzde artık en çok tercih edilen yöntem haline geldi. Alman Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, lazerin varislerden kılcal damar problemlerine, akne tedavisinden epilasyona kadar dermatolojideki kullanım alanlarını anlattı: “Lazerin cilt hastalıklarında en çok kullanıldığı alanların başında tüy tedavileri geliyor.

KIL KÖKÜNÜ ÖLDÜRÜYOR

Epilasyon, kılın büyüdüğü bölgelerdeki kıl follikülüne yöneltilen lazer enerjisi ile yapılıyor. Büyüme evresindeki kıl follikülü lazer enerjisini emdiği için, oluşan ısı follikülü yok ediyor. Lazerle tedavi süresi uygulanan bölgeye göre değişiyor. Koltukaltı ve bikini bölgesinde 5 dakika sürerken, bacaklarda 60 dakikaya uzayabiliyor. Kalıcı sonuç isteyenlerin ise 6 seansı göze alması gerekiyor. Soğutma sistemi sayesinde ağrı hissinin en aza indirildiği epilasyon işlemi, aktif deri hastalığı olanlar ve hamileler dışında, 16 yaş üzerindeki herkese uygulanabiliyor.

BUNLARA DİKKAT!

Dr. Belma Bayraktar, lazer epilasyon işleminde dikkat edilecek hususları ise şöyle sıralıyor:

Yaz ya da kış, epilasyon sonrası mutlaka güneş koruyucu ürünler kullanın.

Epilasyondan 15 gün öncesi ve sonrası solaryuma girmeyin. Korunmasız bir şekilde güneşte kalmayın. Cildi tahriş edecek uygulamalardan uzak durun.

İşlem öncesi cilt üzerindeki makyaj ve deodorant mutlaka temizlenmeli.

Kıllar işlem öncesi tıraşlanmalı, ağda ve depilatör kullanılmamalı. Bir sonraki seanstan iki gün önce tedavi alanı tıraşlanabilir. Üçüncü tedavi seansından sonra tedavinin etkinliğini değerlendirmek amacıyla kıllar tıraş edilmemeli.

Tedavi sonrasında doktor tarafından önerilen ilaç ve kozmetik ürünleri talimatlara uygun olarak kullanılmalı.

İşlem sonrasında uygulama bölgesinde hafif kızarıklık ve yanma gelişebilir. Bu durum kısa sürede

DAMAR TEDAVİLERİNDE YAN ETKİ YOK

Farklı damar sorunlarının tedavisi ise, lazerle çok kısa sürede yapılabiliyor. Üstelik yan etkisi yok ve kozmetik açıdan mükemmel sonuçlar veriyor. İşlem sırasında sorunlu damarlara yöneltilen lazer enerjisi damar tarafından emildikçe kanın ısınmasına ve dolayısıyla damar ölümüne neden oluyor. Böylece dokuda iyileşme süreci başlıyor. Çevre doku bu enerjiyi algılamadığı için herhangi bir zarar görmüyor. İnce kılcal damar varisleri, yanak ve burun kenarındaki kılcal damar genişlemeleri, örümcek damar benleri, gövdedeki damarsal benler kolaylıkla tedavi edilebiliyor.

CİLT DE YENİLENİYOR

Lazerle cilt yenilemede, lazer ışın uyarımıyla ciltteki kollajen dokunun yeniden yapılandırılması sağlanıyor. Böylece, daha sıkı, düzgün ve pürüzsüz bir cilt elde edilmiş oluyor. 4-6 hafta ara ile 3-6 seans uygulanan işlemin 6 ayda bir tekrarlanması tavsiye ediliyor. Lazerle yapılan akne tedavisinde, uygulanan bölgedeki ısı 1-3 gün içinde akneleri solduruyor. Yaklaşık 15-20 dakika süren işlem, sivilcelerin yoğunluğuna bağlı olarak 1 ay aralıklarla ortalama 4-5 seans devam ediyor.