Bayan TV kanallar

Bayan TV

  • Anne ve Bebek
    Bakım
    Güzellik
    Dizi filmler
    Bayan sanatcılar
    Müzik videoları
    Dizi filmler
    Sağlık

« Önceki |

23/2/2008

BEBEĞİNİZ NİÇİN AĞLAR


Geçmiş araştırmalar, ağlayan bebeklerin anında ve olumlu ilgi ile yaklaşılırsa, kendi haline bırakılanlara oranla, büyüdüklerinde ağlamaya daha az eğilimli olduklarını göstermiştir . Bebeğiniz ağladığında göstereceğiniz yakınlık ile, onunla güven ve ilgiye dayalı, sevgi dolu bir bağın temellerini atarsınız. Hem siz hem de bebeğiniz bu zorlu ağlama dönemini atlatmaya çalışırken arada kurulan derin bağdan yarar göreceksiniz.

 AĞLAYAN BEBEKLE NASIL İLGİLENMELİ ?
Bebeğinizin ilk aylarda ağlamak için pek çok nedeni vardır. Bebeğiniz ağladığında onu rahatlatacak güvenli yollardan birini deneyin.

0-6 AY ARASI BEBEKLER AÇLIK: Karnı acıktığında ağlayacaktır .Siz bir süre sonra bu ağlamayı tanıyacak ve ne zaman olacağını tahmin eder duruma geleceksiniz. Bebeğinizin beslenmesini belirli saatlerle kısıtlamak zorunda değilsiniz. ''Açlık ağlamasını'' duyduğunuzda onu besleyebilirsiniz.

 SUSUZLUK: Mama ile beslenen bebeklerde öğünler arasında sterilize edilmiş su verilebilir .Bebeğiniz, anne sütü ile besleniyorsa susadığını düşündüğünüz durumlarda, su vermek yerine onu emzirin.

 KUCAKLANMAK İSTEĞİ: Bebeklerin sizin fiziksel temasınıza gereksinimi vardır .Onu kucağınıza alın ve göğsünüze dayayarak, kalp atışlarınızı duymasını sağlayacak şekilde taşıyın. Ağladığında, hızlı bir şekilde aşağı yukarı sallanmaktan hoşlanmayabilir .Yavaş, yumuşak ve rahatlatıcı hareketlerle onu sallayabilirsiniz. Müzik dinletmek veya sizin söyleyeceğiniz bir şarkı da bebeğinizi rahatlatabilir.

ÜSTÜNÜN DEĞİŞTİRİLMESİ: Bebeğiniz, giysilerinin çıkarılmasından hoşlanmayabilir. Bunun nedeni üşümesi değil, sadece içinde rahat ettiği uyku tulumu veya yeleğin çıkarılmasındandır .Onu mümkün olduğunca çabuk soyun ve onunla konuşmayı deneyin. Üstünü değiştirirken eğer üzerine bir havlu veya hafif bir örtü koyarsanız ağlamasının azaldığını göreceksiniz, çünkü kumaşa tutunacak ve onu cildi üzerinde hissedecektir. Bu dönem birkaç hafta içinde geçer.

ÇOK SICAK VEYA ÇOK SOĞUK: Bebeği uykuya yatırdığınızda oda sıcaklığı sabit olmalıdır. İdeal oda sıcaklığı 22 derece dir. Bebeklerin uyurken bez, yelek ve tulumdan başka bir şeye gereksinimleri yoktur .Onu çok fazla örtmeyin. Bebeğinizin vücut ısısını karnına dokunarak anlayabilirsiniz: Çok sıcak ise gereğinden fazla giydirmiş veya örtmüş olabilirsiniz.

 KORKU: Bebeğiniz yüksek seslerden, parlak ışıklardan, ani ve hızlı hareketlerden irkilip rahatsız olabilir. Bunun sonucu ağlarsa, onu göğsünüze dayayarak sakinleştirmeye çalışın. Mümkünse, sıkıntısının kaynağını ortadan kaldırın.

KOLİK: Akşam yemeği saati ve bebeğiniz aniden ağlamaya başladı. Tanıdığınız bir ağlama değil, amansız bir çığlık ve hiçbir şekilde onu susturamıyorsunuz. Ağlaması o kadar güçlü ve ısrarlı ki yüzü kızarıyor, vücudu bir top şeklini a1ıyor. Bu ağlama nöbetleri günün düzenli parça1arı haline geliyorsa, muhtemelen bebeğinizin kolik şikayeti vardır . Bebeğin 20 günlük ile 3 aylık görülen kolik sancılarına neyin sebep olduğu ve kesin tedavisi bilinmemektedir. Üç ayın sonunda kendiliğinden geçecek bu sancı süresince sakin ve sabırlı olmaya çalışın. Tedavi: Koliğin hiçbir bilinen tedavisi yoktur.Ancak bazı önlemler yararlı olabilmektedir: Öncelikle bebeğinizi bir hekime götürün ve ağlama ve karın ağrısına neden olabilecek diğer hastalıklarla ayırıcı tanısının yapılmasını sağlayın. Bebeğinizin rahat ve tok olmasını sağlayın. Bebeğinizi dik olarak kucağınıza alın ve sırtına minik darbeler vurarak sakinleştirmeye çalışın. Biberonla beslenme 20 dakikadan az sürüyorsa daha az delikli bir biberon başıyla beslemeyi deneyin.Böylece emme arzusunu giderin. Sessiz ve daha az aydınlık bir oda dış uyaranları azaltarak yardımcı olabilir. Bebeği korkutabilecek ani hareketlerden sakının. On dakikadan fazla süredir bebeğiniz ağlıyorsa yüzüstü yatırmayı deneyin. Çok aktif bebeklerde bebeğin bir battaniye ile sarmalanması işe yarayabilir. Bazı bebekler araba yolculuğu ile bazıları da saç kurutma makinesi veya elektrik süpürgesi sesi ile sakinleşebilmektedirler. Ana baba olarak çocuğunuzun sağlıklı bir bebek olduğunu, infantil kolik in çocuğunuzun büyüme ve gelişmesi üzerinde hiçbir olumsuz etkisi olmayacağını ve bir müddet sonra kendiliğinden geçeceğini unutmayın ve moralinizi bozmayın. Bebeğinizi formül mamaları ile besliyorsanız mamayı değiştirin. İnek sütü proteini olan mamalar yerine soya formüllü mamalar bazen yararlı olabilmektedir. Bebeğinizi emziriyorsanız yediğiniz gıdalara dikkat edin (Lahana,karnabahar,brokoli,inek sütü,çukulata ve soğandan uzak durmayı deneyin) Koliklerde kullanılan hiçbir ilacın faydası kanıtlanamamıştır. Bazı yan etkilere neden olabilirler.

 6 AYDAN BÜYÜK BEBEKLER
 Bebek büyüdükçe; hayal kırıklığı çocuğun sıkıntısının en büyük nedeni haline gelir . Emeklemeyi ve sonra da yürümeyi öğrendi mi dünyayı araştırma olanağı olacak, aynı zamanda başını belaya sokacaktır .Onun kapıları açıp kapamasını mutfak dolabından eşyaları almasını engellemeye çalıştığınızda hayal kırıklığına bağlı göz yaşlarının akmaya başladığını göreceksiniz. Fakat kısa bir süre sonra ona oynayacak başka bir şey verdiğinizde bunu unutacaktır Bebeğiniz 2-3 yaşına girdiğinde, ağlama nedenleri daha karmaşıklaşacak ve tercihlerini, duygularını içerecektir. Bebeğiniz daha önce bahsedilen nedenlerle ağlayabileceği gibi, ağlamayı dikkat çekmek için kullanabilecek, hatta bunu bir krize bile dönüştürebilecektir. Kızgınlığını, korkularını ifade etmek için ağlayacaktır .Kendini güvende hissetmediği, sizden ayrı kaldığı hatta kısa bir süre için yan odaya geçtiğinizde dahi ağlayacaktır . Yeni bir şeyler öğrendikçe, yeni insanlar tanıdığında, hoşuna gitmeyen şeyler olacak ve hemen gözyaşları akmaya başlayacaktır . Zaman içinde, bebeğinizin ağlama nedenlerini belirleyip onu rahatlatacak yöntemleri bulacaksınız. Ancak bebeğinizi çok kısa süre dahi yalnız bırakamıyorsanız ve ciddi bir korku problemi oluştuğunu düşünüyorsanız doktorunuza danışın.

ANNE BABALAR İÇİN PRATİK ÖNERİLER
 Özellikle çok küçük bebekleri yatıştırmak için birkaç basit öneri: Emzik ve biberon işe yarar, ancak bebeğinizin onu saatlerce emmesine izin vermeyin. Emzik ve biberonun tatlıya batırılması ve tatlı içeceklerle kullanılması diş çürüklerine neden olabilir . Şarkı söyleyin ve onunla dans etmeyi deneyin. .Radyo veya teypten gelen dinlendirici bir müzik işe yarayabilir .Tabi o çıngırak gibi gürültü çıkarabileceği bir oyuncağı da tercih edebilir. Seyredebileceği renkli ve hareketli bir şeyler hoşuna gidecektir . Kanguruda sizinle temas edebilecek şekilde tutun. Onunla yürüyüş yapın veya dans edin. Onu kollarınızda veya ayaklarınızda hafifçe sallayarak uyutmayı deneyin. Onu arabanızla veya kendi bebek arabasıyla dışarı gezmeye çıkarın. Özel1ikle geceleri çok etkili bir yöntemdir .Bebeğinizin sık ağlaması sizin için büyük bir endişe kaynağı olabilir . Tüm gün boyunca ve her fırsatta ağlayan bir çocukla uğraşmaktan sinirleriniz yıpranabilir.

NE ZAMAN ENDİŞELENMELİYİZ ?
Bebeğinizin sık ağlaması sizin için büyük bir endişe kaynağı olabilir . Tüm gün boyunca ve her fırsatta ağlayan bir çocukla uğraşmaktan sinirleriniz yıpranabilir . Bebeğinin ağlamasından, her anne baba farklı şekillerde etkilenirler .Bazı anne babalar endişelenip, çocuklarının ağlamasından kendilerini sorumlu tutarlar. Diğerleri bu gürültüden ve bölünen gecelerden rahatsız olurlar. Kendilerini kaybetme noktasına gelenler, eğer susmazsa çocuğu fiziksel olarak cezalandırmakla tehdit ederler. Böyle bir davranış, bebek tarafından kolayca algılanır ve çok daha fazla ağlamasına neden olur. Eğer çocuğunuzun ağlaması sizi çok kötü etkiliyor ve onu hırpalayabileceğinizi hissediyorsanız, bunu bir yakınınızla veya doktorunuzla tartışın. Yeni anne baba olmak zordur, bu nedenle sıkıntınızı tartışmak sizi rahatlatacaktır. Kendinize de bir miktar zaman ayırmayı unutmayın ve arada sırada bebeğiniz yanınızda olmadan da dışarı çıkmayı deneyin. Acıbadem Hastanesi

23/10/2007

'Sonra'dan anne olmak...

Yeni teknoloji ile yumurtalık dokuları saklanabilecek ve bu dokular kadının anne olmayı istediği dönemde yumurta geliştirilmesinde kullanılacak.


İngiltere'de iki kısırlık tedavi kliniğinin hazırlıklarını başlattığı yeni uygulamayla sonraki yıllarda anne olmayı isteyen kadınlardan alınan yumurtalık dokuları saklanacak ve bu dokular kadının anne olmayı istediği dönemde yumurta geliştirilmesinde kullanılacak. Uzmanlar, bu yöntemde kullanılacak yumurtalık dokusunun birkaç milimetrelik bir parça olacağını, ancak bu parçada bile binlerce olgunlaşmamış yumurta bulunduğunu belirtiyor. Bu küçük doku, laparoskopi yöntemiyle yapılacak bir ameliyatla alınacak. İngiliz kısırlık tedavisi merkezleri, yöntemin beş yıl içinde kullanılmaya başlanacağını açıkladı.

23/10/2007

Anne ve bebek ölümlerine son

Sağlık Bakanlığı, AB desteği ile anne ve yenidoğan bebek ölümlerinin azaltılması amacıyla ‘Bebeğim Sağ Olsun’ kampanyasını başlattı. 3 Ekim’de başlayan ve 1.5 ay sürecek ‘Bebeğim Sağ Olsun’ kampanyasında 15-49 yaş grubu kadınlara, eşlerine, aile ve yakın çevrelerine anne ve yenidoğan ölümlerinin azaltılmasına yönelik farkındalık kazandırmak amaçlanıyor. Kampanya kapsamında, Sağlık Bakanlığı’nın özel önem atfettiği İstanbul, İzmir, Ankara, Kayseri, Mersin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Siirt, Van, Ağrı, Kars, Artvin, Erzurum, Muş ve Elazığ’a gezici araç ile gidilecek.

2005 yılı Ulusal Anne Ölümleri Çalışması’ndaki sonuçlara göre; Türkiye’de anne ölüm oranı yüz binde 28.5. Yani, her yıl önlenebilir nedenlerle 387 anneyi kaybediyoruz. Anne ve yenidoğan ölümlerinin önemli bir bölümü ilk 24 saat içinde gerçekleşiyor. Yine yapılan çalışmalara göre; 5 kadından biri evde doğum yapıyor. Yüzde 16.7’si geleneksel ebe ya da akraba yardımı ile doğum yapıyor. Gebeliğe bağlı ölümlerin yaklaşık 3’te biri doğum öncesi gerçekleşiyor. Çünkü doğum öncesi bakım alma oranı kentlerde yüzde 56, kırsal kesimde ise yüzde 25.4. Her 3 kadından biri hamileyken sağlık hizmeti almıyor. Daha anne karnındayken sadece kız oldukları öğrenildiği için seçici kürtaja maruz kalabiliyorlar. Her 3 doğumdan biri planlanmadan gerçekleşiyor. Ülkemizde 1-2 yaş arasındaki çocukların sadece yarıya yakını tam olarak aşılanmış durumda. 0-4 yaş arasındaki çocukların yüzde 26’sı nüfusa kayıtlı değil... 5 yaş altı çocuk oranımız hâlâ çok yüksek: Binde 52! Dünyadaki 193 ülke arasındaki çocuk ölümleri sıklığına göre Türkiye 85. sırada!..

GÜVENLİ ANNELİK NE DEMEK?

Anne ölümleri ‘Güvenli Annelik Yaklaşımı’ ile önlenebilir. Güvenli annelik; anne-bebek ölümlerinin ve komplikasyonlarının azaltılmasına yönelik bütüncül bir yaklaşım. Anneye gebelik öncesi, anne ve bebeğe doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası bakım ve tedavi hizmetlerinin verilmesi; istenmeyen ve yüksek riskli gebeliklerin önlenmesi; gebelik, doğum ve doğum sonrası komplikasyonların tanımlanması, önlenmesi ve yönetimini kapsıyor. Ayrıca, hem anneye manevi destek olmak hem de erkek katılımını sağlamak için babanın bebek bakımında anneye destek olması sağlanıyor.

ANNE VE BEBEK ÖLÜMÜNÜN ARTTIĞI DURUMLAR



20 yaş altı, 35 yaş üstü gebelerde,


Doğumlar arasındaki süre 2 yılın altında olursa,


Doğum sayısının 4’ü aştığı durumlarda anne ve bebek ölümleri artıyor.

YÜKSEK RİSK ALTINDAKİ GEBELER

Yüksek tansiyon, kalp hastalığı, şeker, tiroit ve kan hastalığı gibi sistemik hastalıkları olan; çoğul gebelikleri, tekrarlayan düşükleri, erken doğumları olan, kan uyuşmazlığı olan, daha önce sakat bebek doğuran gebeler yüksek risk taşıyor. Bu gebelerin mutlaka gebe kalmadan önce bir sağlık kuruluşuna başvurarak gebelik öncesi kontrollerinin yapılması, gebelikleri sırasında da bu tür gebelerin bakımını yapabilecek 2. veya 3. basamak merkezlerce takip edilmeleri gerekiyor.

MUTLAKA DOKTORA BAŞVURUN

Normal gebelik takipleri sırasında şişlik, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi, aşırı bulantı, kusma, görme bulanıklığı, karın ağrısı, suyun boşalması, kanama gibi durumlarda derhal bir sağlık kuruluşuna başvurun.

SEZARYENLE DOĞUMDA AVRUPA’YI ÜÇE KATLIYORUZ

Araştırmalar gebelerin hastaneye gitmemesinin altında sezaryen olma ve kötü muamele korkusunun yattığını gösteriyor. Günümüzde doğumların yüzde 48.5’i sezaryenle gerçekleşiyor. Bu gelişmiş ülkelerdeki oranın (yüzde 12-15) çok üzerinde. Dünya Sağlık Örgütü’nün hedefi ise sezaryen oranını yüzde 5-15 arasında tutmak.

RAKAMLAR NE DİYOR?

‘Bebeğim Sağ Olsun Kampanyası’nın sonuçlarına göre kadınların yüzde 8.4’ü çocuk ölümü deneyimi yaşamış. Bu oran Muş’ta yüzde 32, Siirt’te ve Van’da yüzde 25. Görüşülen 1524 kadından 1084’ü en az bir kere doğum yapmış. Yüzde 20’sinin en son doğum aralıkları iki yıldan az. Bu oran Siirt, Muş, Van ve Şanlıurfa’da yüzde 30’ların üzerinde. Mersin, Ankara, İzmir, İstanbul gibi illerde en son doğum aralığı 2 yıldan az olan kadınların oranının yüzde 10’larda olması gelişmişlik düzeyinin etkisini gösteriyor. Bu oranlar okuma yazma bilmeyenler arasında yüzde 38, ilköğretim mezunlarında yüzde 11, lise mezunlarında ise yüzde 10.

Kırsal kesimlerde ebe ve hemşirelere başvuranlar daha çok (yüzde 31), kentsel alanlarda ise az (yüzde 17). Yani eğitim düzeyi yükseldikçe ebe veya hemşirelere değil, doktora başvuranların sayısı artıyor. Çalışmaya katılan kadınların yüzde 35’i devlet hastanesinde, yüzde 17’si ise özel hastanelerde doğum yapmışlar.

Kırsal kesimlerde evde doğum yaptığını belirtenlerin oranı yüzde 23.

Görüşülen kadınların üçte biri gebelik süresince düzenli sağlık kontrolü yaptırmış. Ancak oranlar şehirlere göre çok değişiyor. İzmir’de üç kadından ikisi gebelik süresince düzenli sağlık kontrolü yaptırırken, bu oran Kars’ta yüzde 3, Şanlıurfa’da yüzde 4 ve Diyarbakır’da yüzde 7.

Düzenli olarak sağlık kontrolüne giden kadınların yüzde 32’si sağlık ocağını, yüzde 27’si devlet ve numune hastanelerini, yüzde 24’ü ise özel hastaneleri tercih ediyor.

Görüşülen kadınların yüzde 25’i AÇSAP Merkezleri’nden, yüzde 28’i sağlık ocağı görevlilerinden, yüzde 19’u ise devlet hastanelerinden bilgi almışlar.

Görüşülen kişilere göre sağlık kontrolleri sırasında mutlaka yapılması gereken uygulamaların başında bebeğin kalbinin dinlenmesi ve tansiyon kontrolü geliyor.

Katılanların yüzde 70’i gebelerin düzenli aralıklarla bir sağlık görevlisi tarafından kontrol edilmesi gerektiğini söylemiş.

20/8/2007

Çalışan annelerin çocuklarında obezite riski

İngiltere’de tıbbi araştırmalar konseyi tarafından hazırlanan çalışma, yüksek gelir grubuna ait ve anneleri çalışan çocukların küçük yaşta obez olma riskinin yüksek olduğunu ortaya koydu.

Daha düşük gelir grubuna dahil çocuklar, daha fazla fiziksel aktivite yapıyor, daha uzun süreyle anne sütüyle besleniyor. Bu nedenle bu çocuklarda obezite riski düşük oluyor.

Merkezi Londra’da bulunan Ulusal Tıbbi Araştırmalar Konseyi’nin BBC’nin internet sitesinde yayınlanan araştırmasına göre, üst gelir grubuna sahip ailede doğan, özellikle de annesi çalışan çocukların, yaşamlarının ilk üç yılında fazla kilolu ya da obez olma riskleri yükseliyor.



YÜKSEK GELİRLİ AİLE ÇOCUKLARI RİSK GRUBUNDA
Londra’da 13 bin bebeğin 0-3 yaş dönemindeki fiziksel aktiviteleri ve beslenmelerinin incelendiği araştırmanın sonuçlarını değerlendiren konsey üyesi Dr. Susan Jebb, araştırmaya katılan çocukların yüzde 23’ünün fazla kilolu ya da obez olduğunu, bunların da büyük bölümünü orta ve ortanın üstü gelir gruplarına sahip, anneleri çalışan ailelerin çocukları olduğunu kaydetti.

Araştırmaya göre, yüksek gelir grubuna sahip bir ailenin çocuğunun obez olma riski yüzde 15 daha fazla olarak tespit edilirken, geliri düşük de olsa çalışan annelerin çocuklarında bu oran yüzde 20’lerde seyrediyor.

EV DIŞINDA OYNAYAN ÇOCUK DAHA SAĞLIKLI
Araştırmaya göre, gelir düzeyi düşük ailelerin çocukları daha sağlıklı beslenme ve daha fazla fiziksel aktivitede bulunma olanağı bulurken, yüksek gelir grupları, özellikle de çalışan annelerin çocukları, hazır
ve yüksek kalorili gıdalarla beslenmelerinin yanı sıra televizyon ya da bilgisayar karşısında daha fazla zaman geçiriyor, ana öğünlerde de “atıştırmalarda” da daha sağlıklı içeriğe sahip gıdalar tüketiyor.

Bebeklerin ilk üç yıldaki beslenmesinin çok önemli olduğuna dikkati çeken Jebb, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde giderek artan obezitenin önüne geçilebilmesi için çocuklara erken yaşlardan itibaren
sağlıklı beslenme düzenleri ve alışkanlıkları kazandırılması gerektiğini kaydetti.

Araştırmada, ayrıca süt izinlerine karşın, çalışan annelerin emzirme sürelerinin doktorların tavsiye ettiği sürenin altında kaldığı, katı gıdalara daha erken başladıkları ifade edildi

5/8/2007

Annelere 9 tavsiye...

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Orhan Menetlioğlu, yeni doğan çocukların bakımı konusunda anneleri uyardı.

Gaziantep Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Orhan Menetlioğlu yeni anne olan bayanların 9 önemli hususa dikkat etmesi gerektiğini belirterek, "Anneler, çocukların bulunduğu ortamda kesinlikle sigara içmemelidir" dedi. Dr. Menetlioğlu, annelere şu tavsiyelerde bulundu:


"Çocuklarınızı kalabalık ortamlarda bulundurmayın ve ağız ve burunlarına yakın öpmeyin. Çocuklarınızı kesinlikle kundaklamayın. Çocuklar aksıran, öksüren ve ateşli hastalıklı insanlardan uzak tutun. Su kesinlikle kaynatılmadan çocuklara verilmemelidir. Erken teşhis ve tedavi hayat kurtarır ve bu nedenle hasta çocuğunuzu bekletmeyin. Hekimlerin tavsiye etmediği, bilim dışı kulaktan dolma tedavileri uygulamayın. Unutmayın ki her aşı çocuğunuzu ölümcül hastalıklardan korur bu nedenle çocuklarınızın aşısını ihmal etmeyin. Son olarak 9 aylıktan sonra bebeklerinize emzik vermeyin."

5/8/2007

Hamilelere sıcak hava uyarısı

Doğumevi Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. İlhan Özer, 40 dereceye ulaşan sıcak havalarda hamile kadınların tercihlerini pamuklu ve geniş kıyafetlerden yana kullanmalarını önerdi.

Doğumevi Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. İlhan Özer, sıcak havalardan küçük yaştaki çocuk ve yaşlılar kadar hamile kadınların da çok etkilendiğini söyledi. Dr. Özer, "Hamile kadınlar sıcak havalarda özellikle giyim ve beslenmelerine dikkat etmeli. Topuksuz, ortopedik ve rahat ayakkabılar tercih etmeli. Başta tuz olmak üzere baharatlı, soslu ve en önemlisi az pişmiş etlerden kaçınılmalı, kızartma yerine haşlama türü yiyecekler tüketilmeli. Çünkü, gıdalardan kaynaklanan yaz
ishalleri, hamilelerde ciddi sıkıntılar oluşturur" dedi.


Aşırı sıcakların ve nem oranındaki yükselişin hamileler için ciddi anlamda sağlık problemlerine sebep olabileceğine dikkat çeken Dr. İlhan Özer, hamile bayanların fazla güneşin olmadığı saatlerde yüzmesini önerdi. Ayrıca sabah erken ve akşam saatlerinde çok yorucu olmayacak şekilde uzun yürüyüşler yapılabileceğini vurgulayan Özer, "Hamilelikte en ideal spor, yüzme ve yürümedir. Tenis, basketbol, voleybol ve bisiklet gibi ani hareket gerektiren ağır sporlardan uzak durmaları gerekir. Hamilelerin tartışma,
stres ve gergin ortamdan uzak durması, ayrıca doktora sormadan hiçbir ilaç almamaları gerekir" diye konuştu.


Tatilde çok yoğun ve karbonhidrat ağırlıklı besinlerden uzak durulmasını öneren Dr. Özer, "Hayvansal ve bitkisel proteinlerle sebze, meyve ağırlıklı beslenmeye dikkat edilmelidir. Açık büfe olan programlar seçilmesi çok uygun olmayabilir. Ayrıca sık sık ve az beslenmeli, günlük sıvı alımı 3-4 litreye kadar artırılmalıdır" şeklinde tavsiyelerde bulundu.