Bayan TV kanallar

Bayan TV

  • Anne ve Bebek
    Bakım
    Güzellik
    Dizi filmler
    Bayan sanatcılar
    Müzik videoları
    Dizi filmler
    Sağlık

« Önceki |

5/12/2009

Kanal7 'de tecavüzden beter canlı yayın!

Kanal 7 ekranları iğrenç bir rezalete ev sahipliği yaptı ! Bakalım RTÜK vicdanların buz kestiği bu rezalete ne diyecek ?


Kanal 7 ekranlarında Ebru ile Paylaştıkça adlı programda resmen bir skandala imza atıldı. Sevgilisiyle kaçan 14 yaşındaki ilköğretim öğrencisi genç kızın ailesi kızı kolundan tuttuğu gibi canlı yayına koşturdu.

Canlı yayında yaşananlar ise “Yok artık” dedirtti.

Sevgilisiyle kaçan ilköğretim öğrencisi 14 yaşındaki kızlarının peşine düşen aileye aslında güzel haberi polis vermişti. Polis olaydan tam 32 gün sonra genç kızı İzmir’de bulup ailesine teslim etmişti.

Polis genç kızı buldu ama genç kızın yaşadığı olaylar bitmedi... Çünkü ailesi kızlarının kolunu tutup Kanal 7’ye koşuyor. Ebru Gediz’in sunduğu “Ebru ile Paylaştıkça” adlı programa çıkartılan genç kız kameralar karşısında adeta sorguya çekiliyor.

Ebru Gediz’in “Tamam mı çocuğum”, “Bak teyzeler duymuyor canım benim”, “Çekinme canım, örnek olsun diye soruyoruz” telkinleriyle birlikte kız bir anda kendisini çarpraz sorgunun içerisinde buluyor.

Bu rezalet yayın sürerken henüz 14 yaşındaki genç kız ise düştüğü iğrenç durum yüzünden, başını yerden kaldıramıyor.

Bunlar da yetmezmiş gibi program öncesinde genç kızın ailesinin Ebru Gediz’e verdiği gizli bilgi de canlı yayında açıklanınca ekranları karşısındakiler neye uğradığını şaşırıyor. Çünkü ailesinin program öncesi “programda açıklanmayacağını düşünerek verdiği bilgi” 14 yaşındaki genç kızın 32 gün boyunca yaşadığı iğrençlikleri gözler önüne serdi. Genç kız birlikte kaçtığı sevgilisiyle birlikte olmuş hatta birlikte olduğu sevgilisi de “İlk kez benimle olmadı” demiş.

Kameralar önünde 14 yaşındaki bir genç kızın gururu, onuru ve yaşadıkları hiçe sayılırken Ebru Gediz son bombasını da patlattı: “Artık okuluna gitmek istiyor”...

Programda herkesi şoke eden bu anlar yaşanırken, kameralarda genç kızı tam kadrajla ekranlara taşıyordu. Genç kızın her mimiği yaşadığı travmanın her yansıması saniye saniye kameralara yansıdı.

Canlı yayında bu rezalet sürerken genç kızın yüzünün de mozaiklenmediği de gözönüne alındığında yaşanan rezaletin boyutu bir kat daha artıyor...

5/12/2009

Doğum sonrası kilolarından nasıl kurtulmalı

Doğumdan sonra birçok kadın hamilelik döneminde aldığı kiloları verememekten şikayet eder oysa bu kilolardan kurtulmak için biraz çaba harcamak yeterlidir. Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Günbey, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Remzi Aydın ve Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın, doğum sonrası kilo verme ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Hamilelik döneminde kilo alma oranı ne olmalıdır?

Op. Dr. Remzi Aydın: Klasik olarak hamilelik dönemi boyunca 8 ila 12 kilo alımı normaldir dense de, her kadının hamilelik öncesi kilosu, metabolizması ve risk faktörleri farklı olduğundan standard bir limit koymak doğru değildir. Her kadın için bireysel olarak hesaplanmalıdır. Örneğin gebelik öncesi 90 kg olan ve şeker hastalığı riski taşıyan bir gebe için bu 6 - 9 kg olabileceği gibi, çok zayıf hamile kalan için 15 - 17 kilo bile sorun olmayabilir.

Doğum sonrasında hastaların kilolarıyla ilgili saplantıları oluyor mu?

Op. Dr. Remzi Aydın: Kadınların tabii ki fiziksel görünümleri ve kiloları ile ilgili kaygıları her zaman vardır ve olmalıdır da! Bu kendi vücudunu beğenme duygusunu beraberinde getirir. Bununla beraber gebelik döneminin çok özel ve geçici bir dönem olduğu akıldan çıkarılmamalıdır ve bu dönemde klasik güzellik ölçütlerinin geçerli olamayacağı bilinmelidir.Unutulmamalıdır ki bu dönem geçicidir ve bu dönemin sonunda çifti büyük bir ödül beklemektedir!

Doğumun hemen sonrasında zayıflamaya başlamak kadını nasıl etkiler?

Op. Dr. Remzi Aydın: Doğumla beraber 4-6 kg arasında kilo kaybedildikten sonra, eğer doğru bir beslenme rejimi uygulanırsa düzenli bir şekilde ayda 1- 2 kg arasında verilebilir. Unutulmamalıdır ki çok az kalori almak hem loğusa sağlığı için zararlı olabilir, hem de sütün azalmasına yol açabilir.

Doğum sonrası yapılan diyetler zararlı olabilir

Annenin doğumdan hemen sonra düşük kalorili diyet yapması zararlı olur mu?

Uz. Dr. Gökçe Günbey: Yeterli ve dengeli beslenme ile anne hem kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılamakta, hem de bebeğinin fizyolojik ve psikolojik açıdan gereksinimi olan anne sütünün yeterli miktarda üretilmesini sağlamaktadır. Bu dönemde annenin hem kendi sağlığı, hem de bebeğinin sağlığı açısından daha çok enerji, protein, vitamin ve mineral alması gerekmektedir.

Emziren annelerin, emzirme dönemi boyunca günlük enerji gereksinimlerine en az 500 kalori ilave edilmesi gerekmektedir. Gebelik döneminde normalden fazla kilo alan ve gebelik öncesinde de fazla kilolu olan annelerin emzirme döneminde vitamin ve mineral alımına dikkat ederek ayda 2 kilo kadar zayıflamasında bir sakınca olmadığı ve bunun süt üretimini olumsuz etkilemediği bildirilmektedir. Ancak emzirmenin herhangi bir döneminde günde 1500 kaloriden daha düşük diyetler asla uygulanmamalıdır. Bu seviyenin altındaki enerji alımlarının süt üretimini bozmasının yanı sıra diğer besin öğelerinde de yetersizliğe yol açabileceği bilinmektedir.

Annenin beslenmesi sütün kalitesini etkiler mi?

Uz. Dr. Gökçe Günbey: Anne sütünün kalitesi annenin yediği gıdalardan direkt olarak etkilenmemekle birlikte, sütün miktarı annenin aldığı sıvı gıdalarla ilişki gösterebilmektedir. Anne sütünün % 80’den fazlası sudan oluşmaktadır. Bu nedenle süt miktarının yeterli olabilmesi için annenin günde en az 3 litre sıvı gıda alması gerekmektedir.
Vejetaryen diyet ile beslenen annelerde protein ve bazı vitamin eksiklikleri görülebilmekte, bu eksiklikler takviye edilmediğinde bebekte de eksikliklere yol açabilmektedir. Ayrıca annenin diyetinin kalsiyumdan fakir olması durumunda, kalsiyum anne kemiğinden alınıp süt üretimine katılmaktadır. Bu durum hem anneyi, hem de bebeğin gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir. Emzirme döneminde annenin iyot gereksinimi de normale göre artış göstermektedir. Özellikle guatr vakalarının fazla görüldüğü bölgelerde, bebekte ve annede eksiklik olmaması için iyot gereksinimi mutlaka karşılanmalıdır. Sonuç olarak diyebiliriz ki; vitamin, mineral, protein, yağ ve karbonhidratlardan oluşan yeterli ve dengeli beslenme hem anne, hem de bebek sağlığı açısından vazgeçilmezdir.

Doğum yapan anneler fazla kilolarını ne zaman vermeye başlar?

Dyt. Şefika Aydın: Anne sütü alan çocuk ilk 3-4 ayda normal bir gelişim göstermektedir. Dört aydan sonra büyüme hızı yavaşlamaya başlamaktadır. 6. aydan sonra da ek besin verilmeye başlanmaktadır. Ülkemizde annelerin çoğunlukla çocuklarını 1,5- 2 yaşına kadar emzirdikleri bilinmektedir. Gebeliğinde fazla kilo alan anneler hamileliğin ilk 4 ayını atlattıktan sonra toparlanma dönemi sonrası diyet yapmaya başlayabilirler.

Kiloları ne kadar sürede vermeliler?
Dyt. Şefika Aydın: Yapılan çalışmalarda hamilelik sonrasında haftalık 0.5kg kilo kaybı annenin gereksinimlerini azaltmamakta ve süte her hangi bir etkide bulunmamaktadır. Annenin aylık vermesi uygun görülen kilo 2’dir. Toplam süreç annenin fazla kilosuna bağlıdır. Gebeliğinde 15 kilonun üzerinde alan anne ile gebelik döneminde 9-12 kg alan annenin kalan kilosunu verme süresi kişiden kişiye değişmektedir. Fakat fazla kilolarda süreci daha uzuna yaymak kiloyu korumanın en önemli adımıdır. Hızlı verilen kilo annede kas kaybına sebep olur.
Yorgunluk, baş ağrısı, kan şekerinin düşmesi, stres, ağız kokusu kemik minerilizasyonunda azalma gibi birçok sağlık problemleri oluşturmaktadır.

Emzirmek forma sokar mı?

Op. Dr. Remzi Aydın: Emzirmek eylemi anne için yoğun bir metabolizma artışı demektir. Bu hem bebeğe verilecek sütün içindeki maddelerin kalorisi, hem de emzirme eylemi için harcanan kalori demektir. Bu kalori harcamaları tabii ki annenin forma girişini hızlandırabilir. Sadece dikkat edilecek nokta anne sütünü çoğaltabilmek için bilinçsizce kalori alışında artışa yol açmamaktır. Yoksa süt verildiği sürece forma girmek bir yana daha da fazla kilo alımına yol açılabilir.

Emziren annelere beslenme önerileri

Dyt: Sefika Aydın: Emziren anneler aşağıdaki önerilerimizi dikkate almalıdırlar.

• Doğumdan sonra bebek emzirilirken gebelik öncesi döneme göre daha fazla sıvı besin alınmalıdır. Emziklilikte su metabolizmasında artış vardır. Alınan su süt salgılanmasıyla, metabolik su ise artan yiyecek alımıyla artmaktadır. Süt miktarının değişmemesi için annenin sıvı alımını arttırmak gerekir. Günlük alınan toplam sıvı miktarı yaklaşık 3000 ml olmalıdır. Bu miktar pratik ölçüler ile 12 su bardağı su, süt, ayran, hoşaf, komposto, limonata, şerbet, meyve suları şeklinde önerilmelidir. Çay, kahve gibi içeceklerin süt verimini azalttığı bilinmektedir
• Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir belirtilen miktarlarda düzenli olarak tüketilmelidir.
• Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenilmelidir.
• Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekleri, portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir. Bireysel özelliklere göre gaz yapıcı besinler çıkartılabilir.
• Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.
• Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar tüketilmemelidir.
• D vitamini besinlerde bulunmaz. Ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Bu nedenle emzikli anne güneşlenmeye özen göstermelidir.
• Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinlerde yeterince alınmayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer.
• Kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjileri yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.
• Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. Çayı kuşluk, ikindi gibi öğün aralarında, yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmeli, çaylara limon suyu eklenmelidir. İçecek olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.
• Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmelidir.
• Pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden birisidir.
 

5/12/2009

Hay aksi; Eva düğmesinin açıldığını farketmemiş!

Frikik ver de nasıl olursa olsun: Bad Lieutenant filminin galasına katılan Eva Mendes, beyaz gömleğiyle sade bir kıyafet seçmişti, ancak düğmeleri fazla (!) açılınca frikik vermekten kaçamadı!

Bad Lieutenant isimli rol aldığı filmin galasına katılan Eva Mendes, her zamankinden daha sadeydi!. Yalnızca beyaz bir gömlek ve siyah etek giyen seksi yıldız tüm sadeliğine rağmen tüm bakışları üzerine çekmeyi başardı.
Gömlek düğmelerini biraz fazla açan ve altına da iç çamaşırı giyme gereği duymayan Mendes, objektiflere poz verirken bol bol göğüs gösterdi. Mendes'in bu frikik şovu yeni filmine dikkat çekmek için mi bilinmez ama seksi yıldız göğüsleriyle güne damgasını vurmayı başardı.

5/12/2009

Şifalı Bitkiler : Adaçayının faydaları.

Birçok hastalığın önlenmesi ve tedavi sürecinde iyi gelen adaçayı, doktor tavsiyesi ve önerisine göre kullanıldığında iyi sonuçlar elde edilebiliyor.


Çayır ve meralarda bulunan adaçayı (Salvia officinalis), dişotu ve meryemiye adları ile de tanınıyor. 30-70 cm boyunda olan bitkinin menekşe renkli çiçekleri halka dizilişli, karşılıklı olan beyaz keçeli yaprakları gümüş gibi parıldıyor ve acımtırak, ıtırlı bir koku yayıyor. 

Adaçayı, çok eski çağlarda da şifalı bir bitki olarak biliniyor. 13. asırda "Eğer dikmişsen adaçayını bahçeye, ne gerek var ölmeye" şeklinde sözlerle şifaları anlatılmaya çalışılan adaçayı, sıkça içildiğinde tüm bedeni güçlendiriyor, kalp krizi tehlikesini azaltıyor ve kötürümlüklerde çok yararlı olduğu biliniyor.

Gece terlemelerinde ve aşırı terlemelerde, lavanta çiçeğinin yanı sıra yardımcı olabilecek tek bitki olarak gösteriliyor.

Hastalık sonrası güçsüzlük hallerinde başarıyla kullanılabiliyor.

Kramplarda, omurilik rahatsızlıklarında, beze hastalıklarında ve organ titrekliklerinde kullanılabiliyor.

Adaçayının karaciğerde de çok olumlu etkiler oluşturduğu bilinirken, oluşan tüm rahatsızlıkları gidererek, gazları yok ediyor.

Kan temizleyici etkisi bulunan adaçayı, solunum organlarını ve mideyi balgamsı salgılardan temizliyor, iştah açıyor.

Adaçayı, mideyi ve bağırsakları rahatlatıp gazların dışkılanmasını sağlıyor.

Kramp çözücü etkisi sayesinde, ishalde çok rahatlatıcı etki gösteriyor

Böcek sokmalarında, sokulan bölgeye adaçayı yaprağının tozu uygulanabiliyor.

Adaçayı dıştan uygulandığında (çalkalama ve gargara), bademcik iltihabı, boğaz hastalıkları, diş iltihaplanmaları, yutak ve ağız boşluğu iltihaplanmalarında veya ülserlerinde özellikle öneriliyor.

Adaçayı, sallanan dişlere, dişeti çekilmesine ve kanamasına karşı da kullanılabiliyor

Bitki çayına batırılan pamuğun hasta bölgelere uygulanması uygun görülüyor. Sinirli ve yorgun olan kişilere arada sırada adaçayı oturma banyoları tavsiye ediliyor.

Zayıf ve güçsüz çocuklara balla tatlandırılarak içirilebiliyor.

Adaçayının aşırı kullanımında kan basıncı (tansiyon) yükselebiliyor.

5/12/2009

Bayanlar güzellikle ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar!

Güzellikle ilgili buna benzer doğru bildiğiniz yanlışları Foxnews'te yer alan haberi okuyarak öğrenebilirsiniz:


İşte doğru bildiğiniz 8 güzellik efsanesi:

1.Efsane: Koruyucu faktörü yüksek olan güneş kremleri daha iyidir.

Gerçek: Yüksek faktörlü güneş kremlerinin size daha yüksek seviyede koruma sağlamasına rağmen, Amerikan Kanser Derneği, 30 faktör ile 50 faktör arasındaki koruma farklılığının çok az olduğunu belirtiyor. Koruma faktörü seviyesine odaklanmak yerine, en az 2 saatte bir bol miktarda krem (15 faktör ve üzeri) sürerek zararlı ışınlarla mücadele edebilirsiniz.

2. Efsane: Dişmacunu akneleri temizliyor.

Gerçek: Diş macunu sadece dişler içindir. Cildinize diş macunu sürmek, cildi kurutup tahriş edebilir. Aknelerden kaçınmanın en iyi yolu, yüzünüzü her zaman temiz tutmaktır. Eğer tıbbi tedaviye ihtiyacınız varsa, dermatoloğa danışmanız daha iyi olur.

3.Efsane: Nemlendirici herkes için değildir.

Gerçek: Dermatologlar, herkesin cildini günde iki kez nemlendirmesini öneriyorlar. Yağlı cilde sahip olan birçok insan cilt bakımını yaparken nemlendirme aşaması es geçmeyi düşünüyor. Ancak, nemlendirme tüm cilt tiplerinde kritik rol oynuyor. Cildinize uygun bir losyon seçin. Uzmanlar, yağlı cilde sahip insanların su bazlı nemlendiricileri tercih etmelerini öneriyorlar.

4.Efsane: Limon suyu saç renginizi açar

Gerçek: Bu yöntem güneş ışığına maruz kalmayla birleştirildiği zaman saç renginizi açabilir. Fakat, aynı zamanda saçınızı kurutur ve ona zarar verir. En uygun sonuç için profesyonel bir saç bakım uzmanıyla konuşabilirsiniz.

5. Efsane: Kahve, sizin için kötüdür

Gerçek: Negatif şöhretine rağmen, kahvenin sağlğınız için kötü olduğunu destekleyen yeterli kanıt bulunmuyor. Gerçekte, araştırmalar ölçülü bir şekilde kahve içmenin sağlık için bazı yararları olabildiğini gösteriyor. Mayo Clinic'teki bir uzman günde 2-3 fincan kahvenin iyi olduğunu, ancak 4-5 fincan içmenin ise başınızı döndüreceğini ve sizi endişeli yapacağını belirtiyor.

6. Efsane: Çikolata sivilce yapar

Gerçek: Kızarmış patates ve çikolata gibi bazı yiyecekler, bazı insanlarda sivilceleri daha da kötü yapabilir. Fakat, gerçekten bu gıdalar korkunç lekelerin nedeni değildir.

7. Efsane: Sadece şişman insanlarda selülit olur

Gerçek: Selülitiniz olması şişman olduğunuz anlamına gelmiyor. Selülit deri altında yağ doku hücrelerinin yapısındaki bazı değişiklikler nedeni ile yuvarlak yumrulu yapılar haline gelmesi ile oluşuyor. Selülit oluşumunda, yaş, cinsiyet, vücut yağı miktarı, yaşam tarzı ve kalıtım gibi faktörler de rol oynuyor.

8. Efsane: Solaryum cihazları, doğal güneş ışığından daha güvenlidir.

Gerçek: solaryum cihazları ve doğal güneş ışığı ultraviyole ışınlarını dışarır yayıyor ve cildin erken yaşlanmasını ve cilt kanseri oluşma riksini artırıyor. Gerçekte, solaryum cihazları doğal güneş ışığından daha tehlikeli. Çünkü, Mayo Clinic'e göre, cuhazlar esas olarak ultraviyole ışınlarını yayıyor ve bir çeşit cilt kanseri olan melanom gelişme riskini artırıyor.

Zaman-online

5/12/2009

Eşiniz bir tık ötenizde!

'Habibimol", "gönüldensevenler", "hayırlıkısmet", "menzilislamievlilik", "minamerve", "nasipkısmet", "izdivacım" tabirleri bir şey çağrıştırıyor mu? Her birinin başına "www.", sonuna da ".com" ekleyin, belki bir anlam kazanacaktır.


Evet, kendilerini "İslami evlilik sitesi" diye nitelendiren adreslerden sadece birkaçı bunlar. İnternetin yaygınlaşmasıyla ilk defa yurt dışında örnekler veren bu sanal çöpçatanlık ortamlarının sayıları ülkemizde de giderek artıyor.

HEPSİ ÜCRET KARŞILIĞI HİZMET VERİYOR

Peki, evliliği "İslami" kılan neydi bu oluşumlara göre? İslami evliliklerin kurulmasında nasıl bir misyon yüklenmişlerdi? İslamievlilik.com sitesi, konuyla ilgili, günümüzün başkalaşan toplumunda dindar Müslümanların da bundan nasibini aldığını söylüyor ve evlilik yöntemine dair ipuçları veriyor: (Anlatım bozukluğu düzeltilmeden) “İlk tanışma için islamievlilik.com gibi siteler ve tanışılmış birisiyle irtibatın devam ettirilmesi için de Msn, Yahoo, Messenger, ICQ gibi sohbet programlarının oluşturduğu ortam stresin nispeten daha az olması ve göz zinasından muhafazası sebebiyle çağımızda en uygun vasıtalardandır.”

Bir diğeri ise şöyle açıklıyor: “Neden Evlilik Siteleri: Türk halkını internetteki ahlaksız sitelerden ve aldatıcı arkadaşlık sitelerinden kurtarmak amacıyla açtığımız ilk evlilik sitemiz gonuldensevenler.com ile Türkiye"deki yüzlerce insanı yuva sahibi yaptık. Misyonumuz Türk halkını hasretini çektiği yuvaya bir adım daha yaklaştırmak için çok daha güçlü geliyoruz. Neden İslami Evlilik Sitesi: İslami evlilik yaparak hem bu dünyada hem de ahiretinizde kendi eşinizi seçin. On binlerce seçkin kişiyi sizin için biraraya getirdik. Mutlu bir yuva kurmak sizin de hakkınız. (gönüldensevenler.com).”

Sitelerin pek çok ortak özelliği var. Hepsi belli bir ücret karşılığında hizmet veriyor. Bazıları ise kadınlara ücretsiz. Sebep, Türkiye"de çoğu kadının maddi özgürlüğünü elinde bulundurmaması. Web tasarımları, erkeklerin eş bulmasına yönelik yapılmış. Sitelerde başörtülü kadın fotoğrafları ağırlıkta. Eş arama düğmesinde öncelik hep "bayan"da duruyor. Meseleye profesyonelce yaklaşanlar, arama bölümlerinde bulunduğunuz ilin mahallesinden inandığınız mezhebe kadar seçenekler sunmuş.

ÜYELİKTE SORULAN SORULAR

Gelelim üyelikte sorulan sorulara… Hangi yemeği seviyorsunuz, kekeme misiniz, Kur"an-ı Kerim"i hızlı okuyabiliyor musunuz, atletik misiniz, hastalanma durumunuz, alkol/sigara kullanıyor musunuz, evlenince çalışacak mısınız? Ve giderek uzuyor.

Siteler güvenlik konusunda hassas davranmaya çalıştıklarını öne sürüyor; ama forumda para ödememenin yolunu arayan uyanıkların yazdığı telefon numaralarını dahi kontrol etmiyorlar. Ama içlerinde her türlü tedbiri alan da var. Verilen hesap numarasına ücret yatırılmadan tek bir mesaj dahi atamıyor, gelen mesajın sahibinin fotoğrafını göremiyor, metni okumakla yetiniyorsunuz. Uluslararası çalışan müslimlife.com ise reel kimliklerin ispatı için resmî makamların tasdiklediği kimlik belgesini almadan üyelik kabul etmiyor.

SİTE SAHİPLERİ NE DİYOR?

Bu incelemelerin ardından, mevzuyu "islami evlilik siteleri" açan ve yönetenlere sorarak anlamaya çalıştık. Biri dışında kolay ulaşılmayı sağlayacak iletişim bilgileri veren yok. Muhatabını bulabildiğimiz tek site, Deniz Web Genel Koordinatörü Yusuf İnan yönetimindeki minamerve.com. 1998"de Türkiye"de ilk evlendirme sitesini açan kurum, o günden bu yana 25 bin kişiyi evlendirdiğini iddia ediyor. Ama bu evliliklerin kaçta kaçının devam ettiğini bilmiyorlar ve söylenen rakamı teyit etme şansımız yok. Yazılım şirketinin yönetimi altında tartışmaya değer pek çok site bulunuyor. Zenginhatun.com (zengin yaşlı erkeklerle fakir genç kadınları evlendiriyor), engellilerevleniyor.com, annemevlenecek.com (çocuk sahibi dul-bekâr kadınları evlendiriyor), doktorundunyası.com (doktorları evlendiriyor) ve alevidunyası.com (Alevileri evlendiriyor) gibi sitelerin her birinin hiç düşünülmeden, sadece ticari kaygılarla açıldığı ortada. Yusuf İnan da bunun inkar etmiyor. Ona göre yaptıkları iş, çok büyük bir talebe para karşılığı cevap vermek. Ama durum öyle basit bir sebep-sonuç ilişkisi değil. Alevileri evlendiren sitedeki bazı yorumlar, toplum içindeki kutuplaşmayı, ayrışmayı körükleyecek cinsten. Şirketin kurduğu diğer bir site Turksperm.com, sanal bir sperm bankası. Adres, İzmir Müftülüğü"nün “İslam"a aykırı” fetvasından sonra kapatılmış. İnan"ın dediğine göre, site yoğun istek üzerine yeniden faaliyette. Zenginhatun sitesinin başlıkları da bu "ticari" girişimcilik projesini çözmek için yeterli: "Zengin eş bulma diploması", "Zengin eş bulma taktikleri", "Zengin eş nerede bulunur?"

Merkezi İzmir"de bulunan şirket, şimdilerde Minamerve.com sitesine 81 ilde 850 ilçede bayilik arıyor. 2000 TL+KDV karşılığında başlattığı bu uygulama tutmuş gibi. "Konyalılarevleniyor", "İzmirlilerevleniyor" aktif durumda.

Minamerve"ye yeniden dönersek… Yusuf İnan"a göre, sitenin açılış sebebi, bayanlardan maillerle gelen talep. Evlilik konusunda kadınların daha hevesli olduğunu savunuyor İnan. Bu kadınların çoğu iyi eğitimli, şehirli ve maddi olarak özgür. Çoğunun evlenmek istemelerinin sebebi ise çocuk sahibi olmak. Üye profilinde ise erkeklerin daha baskın geldiğini görüyoruz. Bayan üye 24 bin, bay üye 55 bin.

Aile terapisti Yasemin Uçal, bu durum için, "modern dünya erkeklerinin aktif durumdan pasif duruma düştükleri" yorumunu yapıyor. Erkek artık seçen değil, seçilen konumunda. Bir bakıma çekingenliklerinin üstüne İslam"ı örtü yerine kullanıyorlar.

KULLANICILARIN GENEL PROFİLİ

Kullanıcıların diğer profil bilgilerine gelirsek… Yaşa göre: 18-35 yaş üye oranı yüzde 50, 36-49 yaş üye oranı yüzde 35, 50-75 yaş üye oranı yüzde 15. Eğitime göre: Üniversite-lisans yüzde 75, yüksekokul yüzde 15, lise yüzde 10. Medeni durumuna göre: Hiç evlenmemiş yüzde 41, evlenmiş boşanmış yüzde 59…

İkinci evlilik için başvuranların sayısı epey fazla. Psikolog Uçal, danışanlarından birini hatırlatma gereği duyuyor. Kendisine bir kadın gelmiş. Kocası evlilik sitelerinden tanıştığı kadınla imam nikâhı yaptığı için boşanmış. Bu kadın, kocasının ilk karısına kuma getirildiğini bilerek evlenmiş. Ama bu üçüncüden haberi olmadığı için durumu "aldatma" olarak yorumlayıp ayrılmış.

Konuyla ilgili bir sitedeki yorum ise ibretlik: “Herkes yeri geldi mi dinden, sünnetten bahseder! Mesela ben ikinci bir eşle evlenmek istiyorum. Ne yazık ki bu imana sahip bir bayan yok. İmzadan başka her şeyi paylaşırım. İşte, burada tevekkül çok önemli. Ya, söyler misiniz imza ne verir ki? Her şeyi Allah verir. İnşallah darda olan birine rastlarım da benim de faydam olur. Tek sorunum ben çocuk istemiyorum...”

YASEMİN UÇAL'A GÖRE İKİNCİ EŞE DAVETİYE

Yasemin Uçal, internetteki bu sitelerin ikinci eşe davetiye çıkardığı görüşünde. Sanal ortamda evlilik, niyeti daha başından problemli bir durum ona göre. Öncelikle samimiyetin ve doğruluğun arandığı bir birlikteliğe, reel kimliklerin bilinmediği, her türlü aldatmacayı mümkün kılan ortamlarda adım atmak büyük risk aslında.

Terapist Uçal, televizyonlardaki "evlendirme programları"na çıkmış, daha önce iki eşinden de kumar yüzünden ayrılmış bir danışanın televizyonda yalan söylediğine şahitlik etmiş. Televizyonda bu tür hileler yapılabiliyorsa, sanal kişiliklerin kol gezdiği internette sahtekârlığın sınırı olmaz.

Örnekleri de yok değil. Yusuf İnan, Bulgaristan"da kurulan bir çetenin Türkiye"deki evlilik sitelerinden çok insanı dolandırdığını söylüyor. İçlerinde çok ünlü bir gazetecinin de bulunduğu mağdurlar, 3 bin avro değerinde paraları kendilerine yalan söyleyen Bulgar kızlarına kaptırmış. Bu haberle ilgili bir de duyuru var sitenin birinde: “Yabancı bayanlara dikkat! Değerli üyeler, yurt dışından katıldığını belirten bayanların bazıları dolandırıcı çıkmaktadır. Sizinle telefonda konuşup msn aracılığıyla irtibat kurmakta, sonra çeşitli sebeplerle sizlerden maddi isteklerde bulunmaktadırlar. Lütfen bunlara kesinlikle kanmayıp derhal tarafımıza belirtiniz. İlgili kişilerin hakkında yasal süreç başlatılmış olup tekrarlamaları durumunda delil olarak tarafımıza intikal ettirilecektir. Selam ve dua ile (muslumanevlilik.com).”

Minamerve.com"u diğerlerinden ayıran "evlilik kataloğu" sistemi, durumun daha mekanikleştiğini, tamamen duygusallaştığını(!) gösteriyor. İsteyen, bu kataloğa 1400 TL+KDV karşılığında sahip olabiliyor. Katalog, dinî inanış noktasında tam bir mozaik. Meslek kategorisinde ise doktorların sayısı göze çarpıyor.

Üyelik, kişisine neler sunmuyor ki… Kullanıcı hiç eş arama derdine düşmüyor. Sadece kendini tanıtıyor ve istediği kişide bulunacak kriterleri açıkça yetkililere bildiriyor. Sorumluların yüzlerce kişi arasında yaptığı veri tabanı araştırmasından sonra katalog sahibine seçenekler sunuluyor. Kabul edilenler İzmir"de gün boyu, istenirse 3 gün süreyle lüks mekânlarda ağırlanıyor (Ne yazık ki İzmir masraflarının tümü davetlilere ait). Bu şekilde çiftlerin birbirini tanıması sağlanıyor! Sonrasında da devam edip etmemek kişilerin kendisine kalıyor. Aksi durumlarda ise uzman psikologlar adaylara destek oluyor.

Yusuf İnan, buluşmaları İzmir"de gerçekleştirerek kişilerin evlenme konusundaki enerjisini, cesaretini ölçtüklerini söylüyor. Bunu, sürecin bir basamağı olarak görüyor. Evlilik sitelerinden birine üye bankacı K, 38 yaşında. Aslen Antalyalı, Ankara"da yaşıyor. 8 aydır sitedeki arayışlarını sürdürüyor. Gold üyelik (daha yüksel meblağlarla üst sınıf üyelik) ile bugüne kadar pek çok kişiyle görüşmüş. Ama hiçbiriyle anlaşma sağlayamamış. Yalnız başına yaşamanın zorluğundan dem vuruyor. Bir süre sonra ailesinden de ayrılmış. Dört sene önce boşanmayla sonuçlanmış bir evlilik geçmiş başından. Sebebini açıklamak istemiyor. Kendisi yeterince öyle olmasa da manevi hassasiyete sahip bir kadınla birliktelik istiyor. Kendisine daha sadık kalacağını düşünüyor çünkü. En yakın dostlarının bile bu siteye üye olduğunu bilmediğini söylüyor. Etrafında pek çok arkadaşı evli ve bu konudaki eksikliğini paylaşmak istemiyor.

EVLENENLERE ULAŞMAK NERDEYSE İMKANSIZ

İslami evlilik sitelerinden evlenenlere ulaşmak neredeyse imkânsız. Pek çoğu "medyada afişe edilmek" endişesiyle konuşmuyor. Çekinip sıkılıyorlar. Yakın çevreleri dahi internette evlendiklerini bilmiyor. Bir de bunun için para ödediklerinin öğrenilmesi, sakındıkları bir diğer mevzu.

İçlerinde ulaşabildiğimiz, muhasebecilik yapan 27 yaşındaki H. Hanım, 8 ay önce bir İslami evlilik sitesinde tanıştığı bir polisle evlenmiş. Her ikisi de İstanbul"dayken tanışmışlar. Şu sıralar eşinin tayini dolayısıyla Hakkâri"deler. H. 5 aylık hamile. Mutluluğunu ifade ediyor ve hâline şükrediyor. Ailesi internetten tanıştıklarından habersizmiş. “Eğer bilselerdi izin vermezlerdi.” diyor. Evlilik sitelerine başvurmasının sebebi ise flört değil, gerçekten evlenme isteği. Bir sene boyunca üye kaldığı sitede çok güzel arkadaşlıklar edinmiş. Yere göğe sığdıramıyor site yönetimini.

Minamerve.com"un yöneticisi Yusuf İnan, İslami evlilik siteleri kullanıcılarının sosyoekonomik/kültürel düzeyinin üst seviyelerde seyrettiğini söylese de biraz incelendiğinde öyle olmadığı görülüyor. Özensizce hazırlanmış, dil yanlışlarıyla dolu bu sanal ortamlar bayağılığı temsil ediyor. Bir iki tanesi haricinde ciddiyeti hissetmek mümkün değil.

Yusuf İnan"ın kadınlar için bir diğer yorumu şöyle: “Kadınlar eğitim aldıkça yalnızlaşıyor. Bir ev kızının kendine yetecek, ona eş adayları bulacak bir çevresi var.”

Tam da bu noktada Psikolog Uçal, evlenmek isteyen dindar gençlerin çıkmazlarından bahsediyor. Kendini koruma üzerine ilişki tarzı geliştiren günümüz insanının davranış biçimi, inancımızda olmayan flörte alternatif arayan dindar, eğitimli, şehirli gençlerin çıkmazına sebep oluyor. Küçüklerden sorumlu büyükler, işin sonucunda kendilerine zarar gelmesinden korkarak çok iyi tanıdığı iki insanı bir araya getirmek için gayret sarf etmiyor. Gençlere de başka yollar aramak düşüyor. Neyse ki, bazı vakıf ve cemaatler bu konudaki açığı kapatmaya çalışıyor.

"İslami" olduklarını iddia eden siteler hakkında söylenecek çok şey var. Ama sonuca varmak konunun uzmanlarına düşüyor. İnan"ın interneti, toplumdaki iletişim kopukluğunu giderecek mecra olarak görmesi, üzerinde düşünülmesi gereken bir vaka. 24 yaşında başörtüsü yüzünden işten kovulan genç bir kadın, ailesinden baskı görüp evlilik sitelerinden önüne çıkan ilk kişiyle evlenmek istiyor. Yaşamayanın bilmediği bu çaresizlik, İslam"ı perde edinip ticaret yapan site sahiplerini değil; ama buralarda nasibini arayan insanları anlamak için bir fırsat.