Bayan TV kanallar

Bayan TV

  • Anne ve Bebek
    Bakım
    Güzellik
    Dizi filmler
    Bayan sanatcılar
    Müzik videoları
    Dizi filmler
    Sağlık

« Önceki |

25/4/2009

Çirkin erkekler kadınları daha mutlu ediyor.

Etrafımızda bu tip çiftleri görüp hep şaşırmışızdır: Güzel bir kadın ve çirkin bir erkek!


"Bu kadın, bu adamda ne buluyor?" diye kendimize sorduğumuz bu sorunun cevabını uzmanlar verdi...

ABDdeki Tennessee Üniversitesi uzmanlarının 82 çiftin evliliğini beş yıl boyunca izleyerek yaptığı araştırmaya göre, eşi kendisinden çirkin olan kadınlar kendilerini daha mutlu ve daha güvende hissediyor.

Uzmanlar; eşinden daha çekici olan bir erkeğin ufak kaçamaklar yapma şansının daha fazla olduğunu, böyle bir ihanet ihtimalinin ise kadının huzurunu ve mutluluğunu bozduğunu söylüyor.

Sosyal İlişkiler Profesörü Albert Daniel ise; partnerlerinden çirkin olan erkeklerin; kadınına daha fazla sahip çıktığını ve bu sahipliğin kadınların eş olarak kendilerinden daha çirkin erkekleri seçmesinde etkili olduğunu söylüyor.


İşte bazı bilinen ünlüler: Heidi Klum- Seal, Cansu Dere- Cem Yılmaz, Ronit Gülcan- Cem Hakko, Christina Aguilera- Jordan Bratman...

25/4/2009

Hamile iken uçmak bebeğe zarar verir mi?

Doktorların hamile yolcuları uyardığı sağlık risklerinden biri uçuş sırasında daha az olan kabin basıncı ve azalan oksijen seviyesidir.


Birçok doktor hastalarına fetüse ulaşan yetersiz oksijenin sebep olduğu düşük ihtimalini en aza indirgemek için basınçlı olmayan uçaklardaözellikle commuter uçuşlarda kullanılanlar yüksek irtifada uçmaktan kaçınmalarını tavsiye eder. Aslında hamileliğinde zorluk yaşayan ve yine de uçmak zorunda olan yolculara ilave oksijen verilir. Sağlıkla ilgili diğer bir endişe de hamile kadınların yüksek irtifa uçuşlarda kozmik radyasyona maruz kaldığında fetüsün riske girmesidir.

Bu nadiren yolculuk yapan biri için minimal bir risk oluştururken, pilotlar ve uçak personeli gibi sık uçan insanlar daha yoğun radyasyon seviyesine maruz kalır. Bazı uzmanlar fetüsün uçuş radyasyonuna maruz kalması doğuştan olan özre ve çocuk kanseri riskinin artmasına sebep olabilir.

İddiaya Karşı olan Kanıtlar

Birçok doktor ve havacılık sağlık uzmanları ticari hava yolculuğunun hamile kadınlar ve fetüs için özel bir risk oluşturmadığını iddia ediyor. Sık sık uçakla seyahat edenlerde ve uçak personelindeki düşük olayının genel nüfustan daha fazla olduğuna dair bir kanıt olmadığını söylüyor.

Ayrıca, araştırmalar hamile kadınların 15-20'sinin mesleği ne olursa olsun hamileliğin ilk zamanlarında kendiliğinden çocuğu düşürdüğünü gösteriyor. Birçok uzman uçuşların uzunluğu ve sıklığı kadar radyasyona maruz kalma seviyesinin riski tayin etmede belirleyici bir faktör olduğu konusunda hemfikirdir.

Gerçekte birçok sağlık uzmanı ticari uçuşlarda radyasyona maruz kalmanın çok az olduğunu ve fetüse zarar verme dozunun oldukça altında olduğunu söylüyor. Sonuç Kolay ve risksiz hamilelik sırasında çok sık olmayan uçuşun özellikle iyi basınçlı kabinlerde yapılan daha uzun yolculuklarda anne ve fetüs için zararlı olduğuna dair iddiayı desteklemek için yeterli kanıt yoktur.

Bununla birlikte, önemli sağlık problemleri olan ve çok riskli hamileliği olduğu düşünülen kadınlar kesinlikle gerekli olmadığı sürece uçakla seyahat etmekten kaçınmalıdır. Bütün hamile kadınlar bir hava yolculuğu planlamadan önce doktorlarına danışmalıdır. Tabi ki birçok doktor mantık olarak hamileliğin son aylarında hamile hastalarına uçak seyahati yapmamalarını önerir çünkü 35,000 feet doğum yapmak için ideal bir yer değildir.

Daha büyük bir risk oluşturabilecek diğer önemli faktör de özellikle seyahat yurt dışına yapılıyorsa uçuşun kendisinden çok varılacak yerdir. Haberler neredeyse her gün uçmak zorunda olan uçuş personeli için daha az güven vericidir. Amerika Federal Havacılık İdaresiThe US Federal Aviation Administration FAA bu yüzden hamile olan uçuş personeline uçuş programlarını bırakmalarını tavsiye eder.

14/9/2008

Bitki özleriyle sıkı bir vücuda sahip olun

Güzelliğin sırrı da tabiatın bağrında..
Biberiye, mersin, portakal ve defne gibi bitkilerin "özleri" ve yağları selülitleri yok ediyor. Asyalı kadınların da güzelik için kullandığı bitki özleri, selülitli cilde düzenli uygulandığında pürüzsüzleşme sağlanıyor. Dolaşımı hızlandıran, kılcal damarları harekete geçiren yöntemle en önemlisi dokular sıkılaşıyor....


"Zayıflayınca bedenim sarkar" korkusunda olan bir çok kadın için, "sıkılaştırma" özelliği nedeniyle rağbet görüyor. Yüz, el, tırnak, saç, ayak ve tüm vücut bakımına yönelik çok sayıda bitkisel
kaynaklı ürün, doğal dükkanlarda sergileniyor.Doğanın gücünden keşfedilenler bunlarla sınırlı değil.  Son zamanlarda selülit ve çatlak gideren  doğal yağlar da bu önemli sorunla baş ediyor. Yıllardır bitkisel sağlık ve  güzellik üzerinde çalışan Volkan Kurt, selülitlerin şifalı bitkilerin özleriyle giderilebileceğini söylüyor. Çiçeklerden, köklerden veya   yapraklardan  elde edilen özler ve yağlar mucize yaratıyor.

Doğal ve bitkisel bakım ürünleri üreten bir firma olan Herbalium Bitki Merkezi'nin  müdürü olan Kurt (www.herbalium.net) hergün çok sayıda kadından telefon aldıklarını belirtiyor:  "Gelen telefonlardan anlaşıyor ki, insanlar doğal ürünleri  sadece  benimsemekle kalmayıp, bu yöntemleri uzmanlara  sorarak kullanma bilinci de  kazanmışlar". Kimi bitkisel güzellik yöntemlerinin evde uygulanmasının  insanlara pratik  geldiğini anlatan uzman,  artık bir çok kadının papatya,  ıhlamur ve kekikten losyonlar yaptığını ve cilt sorunlarına bu yollarla çözüm  aradığını  anlatıyor.  Asyalı kadınların da güzellik için kullandığı doğal bitki özleri ve yağlarının selülitli cilt üzerindeki etkileri çok olumlu. Düzenli uygulama sonucunda pürüzsüzleşme sağlanıyor.  Tercihte yaş yelpazesi çok geniş  13-17 aralığındaki  kilo sorunu olan ergen gençler de kullanıyor..  17-40 yaş ve 40-65 yaş skalasındakiler de...  Bölgesel kilo ve selülit sorunu  her yaştan insan olumlu sonuçlar alıyor. 

 

Bitkisel yağlarla bedeni biçimlendir
Kayısı yağı, buğday özü yağı gibi yağların yüz cildinin dostu olduğunu belirten  Kurt, bedendeki kilolu bölgeler ve selülitler için de bu doğal yağların sihirli  bir etki yarattığını söylüyor. Bitkisel kaynaklı yağların deride daha kolay  emildiğine işaret ediyor....Bunların cildi canlandırdığını, sorunlu bölgeye  masaj halinde sürüldüğünde oradaki yağ keseciklerinin parçalandığını ve lenf  sistemiyle idrarla vücuttan atıldığını anlatıyor. "Her akşam selilütli  ciltlere veya yağ toplanmış bölgelere bu yağla masaj yaparak ovalayın. Bir süre sonra  farkı göreceksiniz." Bu doğal selülit gidericinin içinde biberiye, mersin, portakal ve defne  gibi  bitkilerin yağı bulunuyor. Uygulaması haftada 2–3 kez uygulandığında bile sonuç verebiliyor. Dolaşım hızlanıyor, kılcal damarlar hareket geçiyor ve dokular  sıkılaşıyor. Ki, "zayıflayınca bedenim sarkar" korkusunda olan bir çok kadın için bu "sıkılaştırma" özelliği çok önemli. Yağlar sadece incelmek için değil bir çok durumda faydalı.  Örneğin buğday ve kayısı yağının hücre yenilediğini söyleyen uzman,  bunların  tek olarak alınıp cilde uygulanması halinde çok güzel sonuçlar elde  edileceğinden söz ediyor.
Ataşehir'de "Modern  Aktar" olarak tanınan uzman Kurt'un  verdiği bilgilere göre, bitkisel yağlar bilinçsiz olarak alınıp, cilt üzerinde direkt  kullanılmamalı. Çünkü oldukça yoğun haldeler. Onları yardımcı yağlarla  inceltmek gerekiyor. O nedenle kimsenin kendisi bunu yapmaya  kalkışmamalı. Uzmanların gerçekleştirdiği karışımları kullanmalı. Mineral,  vitamin ve protein depoları olan bu yağları korumak da önemli. Serin yerde  saklamak, ışıktan ve ısıdan korumak gerekiyor.

Özel uzmanların danışmanlığında hazırlanan doğal selülit ve  masaj yağı testlerden geçirilmiş birtakım çalışmaların ürünü. İçeriğindeki  aynı zamanda bulunan saf bitki özleri sayesinde cilde sıkı, sağlıklı ve  parlak bir görünüm de kazandırıyor, besliyor ve nemlendiriyor.

14/9/2008

Prenses gibi uyanmanız için

Kadınların nefret ettikleri şeylerden biri de sabah uyandıklarında aynada gördükleri surettir. Önceki günün yorgunluğu yüzünden okunmaktadır.Cildi gerilmiş,saçları katılaşmış bir kadın nasıl güne iyi başlayabilir ki...

İşte size sabah güzelliği için bir kaç ipucu: - Yatmadan önce mutlaka retinol veya glikolik asit veya AHA içeren bir kremi maske şeklinde yüzünüze iyice sürün. Sabah kalktığınızda ölü derilerinden arınan cildiniz, ışıl ışıl görünecektir.
Doğal malzemelerle cilt detoksu -
Eğer cildiniz duyarlıysa, yüzünüzü her zaman salisilik asit içeren bir temizleyiciyle iyice yıkayıp, hyaluranik asit içeren bir kremle nemlendirin. - Saçınıza ve cildinize nem vermesi için yatak odanıza mutlaka havayı nemli tutan bir buhar aleti koyun.

Işıltılı saçlar için 27 profesyonel öneri

- Sabah kalktığınızda tırnak diplerinizin manikürlü gibi görünmesi için, yatmadan önce tırnak diplerinize yoğun nem veren bir krem sürün.

- Saçlarınız uzunsa, iki yandan örerek uyuyun. Böylece birbirlerine dolaşmazlar, hem de düzgün dalgalarınız olur.

21/3/2008

Bayanlar 60 saniyede moral depolama metodu

Bu altın kurallarla hayattan daha çok zevk alacaksınız...


Sabahları paldır küldür yataktan fırlayıp kendimize bir merhaba bile demeden strese günaydın dememiz hiç kimsenin suçu değil. Yazar ve kişisel gelişim uzmanı Patricia Muradi "Ne kadar güçlü, kendimizden emin olursak olalım nihayetinde insanız!" diyor ve soruyor "Kendinizi motive etmek için 60 saniyeniz de mi yok?.

"Doğamız gereği de kabul görmeye, beğenilmeye, motive edilmeye ihtiyaç duyarız diyen Patricia Muradi "Büyük ya da küçük, kadın veya erkek hepimiz takdir görmek için yaşar, hatta bunun biz dünyayı terk ettikten sonra da devam etmesi için elimizden geleni yaparız. Bunun da ayıp bir yanı yok" görüşünde. Hayat koşulları çoğumuza ortak problemleri getiriyor.

PANİKTEN UZAK DURUN

Sabahları paldır küldür kendimizi yataktan dışarı zor atıp, öz bakımımızı yapıp sürüne sürüne giyindikten sonra bir acele işimize veya günlük koşuşturmalarımıza yetişmeye çalışırız. Hele büyük bir şehirde yaşıyorsak, zamanımızın önemli bir bölümünün yolda geçmesi riski olduğundan kimi zaman panik halde günü yakalamaya çalışıyoruz. Bu arada kendimizi unutuyor, makyaj yapmak ya da tıraş olmak gerekmiyorsa aynaya bile bakmaya gerek görmeyebiliyoruz.

BEYAZ ATLI TAKDİR PRENSİ

"Aceleniz var, kabul ediyorum zamanınız kısıtlı nihayetinde Mars'ta ikamet etmediğimizden hemen hepimiz zaman ile yarışmanın ne kadar güç, aynı zamanda ne denli yorucu ve yıpratıcı olduğunun bilincindeyiz. Ama kendinizi motive etmek adına harcayacak 60 saniyeniz de mi yok?" diye soruyor Yazar Muradi ve ekliyor "İnsanız ve takdir edilmek isteriz.

Pekala, o gün etrafımızdaki herkes kendi işleriyle meşgulse ve bizi onaylayacak tek bir cümle duymak şansımız yoksa ne olacak? Gün boyunca 'Beyaz atlı takdir prensi'nin bir şekilde bize ulaşıp takdir etmesini mi bekleyeceğiz? Elbette bizim dışımızda kalan insanlardan takdir görmek muhteşem bir motivasyon kaynağıdır. Ancak dilerseniz gelin özellikle sabahları bu işi hiç kimselere bırakmadan kendimiz yaparak, güne güzel bir başlangıçla 'Merhaba' diyelim"

KENDİNİZE GÜNAYDIN DEYİN

Patricia Muradi, her sabah gözümüzü açtığımızda kendimize günaydın dememizin önemine değiniyor ve "Kendimize ismimizle hitap ederek, örneğin, 'Sevgili Ayşe, günaydın, bugün bol ışıklı ve güzel bir gün olsun senin için' dediğimizde zannederim buna kimsenin bir itirazı olmaz ve pek fazla da zamanımızı almaz. İnsanın kendi kendisine ismi ile seslenmesi başlarda belki biraz komik gelebilir ancak denendiğinde kendimizle iletişime geçtiğimiz ve kendimizi kabul ettiğimiz için mutlak bir fayda sağlayacaktır. Öte yandan kendimize değer verdiğimizde başkalarının ne kadar değerli olduğunu anlamamız daha kolay olacaktır" uyarısını yapıyor.

ŞIMARMAK HAKKINIZ

Merhaba faslından sonra yine kendimiz için önemli bir konu daha var sırada, kendimizi şımartmak. Acaba bugün canımız güne kahve ile mi başlamak ister, bir bardak bitki çayıyla mı, yoksa şöyle bir koca bardak süt veya çikolata mı? Genellikle süt veya bitki çayları daha sağlıklıdır, bu kesin; ancak karar size ait, konu da kendinizi şımartmak olduğundan tercihinizi siz yapacaksınız. İçeceğimizi de seçtikten sonra bu aşama da bitti. Söz yine Muradi'nin "Satırları okuyan bazı arkadaşların şöyle dediğini duyar gibi oluyorum:

"Ne kahvesi ne sütü, ben dişlerimi fırçalayıp kendimi evden dışarı zor atıyorum!" Vakti kısıtlı olanlara önerim, evlerinde kağıt bardak bulundurmaları. Evden çıkarken yanınıza yarım bardak kahve alıp hem yürüyüp hem de yudumlayalım.”

KENDİNİZİ BEĞENİN

Muradi'ye kulak verelim yine "Kendinizi bu ufak başarı ile güzel ve değerli bulduğunuzu sesli olarak ifade edin. Hoşunuza giden fiziki özelliğinizi seçerek kendinize bu konuyu vurgulayın. 'Saçların çok parlak' veya 'Bu yeni diş macunu dişlerini daha çok beyazlattı' gibi. Hiçbirimiz dünya güzeli veya kusursuz yakışıklı değiliz. Yola çıktığınızda, ağaçlara, çiçeklere bakmayı da ihmal etmeyin. Kendimize günaydın dememiz, bir içecek ikram edip tercih hakkı tanımamız veya ufak birkaç iltifat sözü söylememiz acaba 60 saniyeden fazla zamanımızı almış mıdır? Almamıştır diye düşünüyorum.”

AYNAYA BAKMA ZAMANI

Pamuk Prenses'in üvey annesi kötü ruhlu cadı bile aynaya bakıp kendisine iltifatlar yağdırarak kendisini motive ediyordu unutmayın! Sadece kendinize bakın. Kendinize iyi olan ve beğendiğiniz bir yönünüz için iltifat edin. Bugünkü iltifat sebebiniz, çocuklarla iyi iletişim kurmanız veya bir önceki gün başardığınıza inandığınız güzel bir iş olabilir.

Bugün

21/3/2008

Kadın ilişkiye erkek hazza odaklı

Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD), “Kadın Cinselliği” üzerine bir dosya hazırladı.

Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD), “Kadın Cinselliği” üzerine bir dosya hazırladı. Cinsellik ve cinsel haz bir insan hakkıdır, kadın cinselliği nasıl, ne zaman ve kiminle yaşayacağına, ne zaman anne olacağına karar verebilmeli” denilen dosyada, kadınların evlilik hayatına bilgisiz ve deneyimsiz olarak adım attıklarına dikkat çekiliyor.“KADIN BEDENİNİ ONA

BAKANLARIN GÖZÜYLE GÖRÜYOR”
Araştırmalar, kadınların kendi bedenlerinin üremeyle ilişkin fonksiyonlarını bile bilmediklerini ortaya koyuyor. Kadınların adet, hamilelik, doğum ve bu süreçlerde cinsel yakınlaşmaların sonuçları üzerinde çok az bilgiye sahip olduklarını söyleyen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel, “Kadınlar bedenlerine yabancı. Kadınların kendi bedenleri ile ilişkileri erkeklerden çok daha zayıf ve olumsuz. Yetişme ve gelişme çağındaki “ortalama bir kız çocuğu” bedenini ona bakanların gözü ile görmeye şartlanıyor. Çoğu kadın bir ömür boyu bedeninden nasıl haz alabileceğini keşfetmeden yaşıyor, büyüyor, çocuk doğuruyor ve yaşlanıyor” dedi.

“KENDİLERİNİ CİNSEL HAZZA ADAY GÖRMÜYORLAR”
Dosyada kadınlar açısından cinselliğin bazen hoş, keyifli, romantik sıcak bir yakınlaşma bazen bir zorunluluk dolayısıyla çekince ve tiksinti kaynağı olarak yaşandığına dikkat çekiliyor ve “Konu cinsel hazza gelince, kadınların bilgileri daha da azalıyor. Kendini cinsel hazza aday görmeyen birinin bilgi araması da söz konusu olamıyor, kadınlar ilişkiye, erkekler ise hazza odaklı yaşıyor, kadınların odaklandıkları nokta haz değil, içinde bulundukları ilişki. Çünkü aile ve toplum tarafından bu duruma koşullandırılarak yetiştiriliyorlar” deniyor.